Modern dönem öncesi gelenekler;ilmi ,nefsi terbiye etmek ve kemale erdirmek için aramışlardı ancak modern bilimsel teşebbüsler,nefsi subjektif âleminde kendi haline bırakıp ötekini yani dış dünyayı manipüle etmeyi ve güdümleyip sömürmeyi amaç edindiler.
Kendi aşkın dönüşümünü amaçlayan her nefis için karanlıkta kalmak,kendisini asıl makamına bağlayan tüm duygusal ve rasyonel bağlardan kopmak çok önemlidir.Aşkınlık hali,hazır hali aşmaktır,böylece asıl doğa aşağıda kalır.Mademki bu birleşim ve dönüşüm,duygu veya insani güç ile bilinemiyor;nefis, içine girebilecek her türlü tesirden ve kendisiyle ilgili her türlü meyilden isteyerek ve bütunüyle temizlenmeli.
...Nefsin öldürülmesi ve özne-nesne ilişkilerindeki duyarlılığı yitirmek,aslında bilinçli olmaktan kaynaklanan belli başlı endişelerin ortadan kalkmasıdır.Bu,gerilemekten çok üretken bir faaliyettir.Özellikle de,ego-sintonik(benlikle uyumlu)çelişki çözümünün,güdülerin nötralizasyonunun ve sonunda anksiyete ve savunmanın yok edilişinin bir sonucudur.
Aklın vazifesi ayırt etmek ve tanımlamaktır.Sonsuz,bu nedenle nesneler arasından ayırt edilip tanımlanmaz.Onu,ancak akıldan üstün bir kabiliyetle,kendi sonluluğunuzdan soyutlandığınız bir hal içine geçerek kavrayabilirsiniz.Artık böylece sizinle ilahi öz arasında bir iletişim kurulmuştur.Bu ise vecddir.Zihnin sonlu bilinçten kurtulmasıdır.
Otobiyografileri hep şüpheyle karşılarım. En masumları,ihtiyar nâzeninler gibi aşırı bir tuvaletle çıkar tarih karşısına.Talleyrand doğru söylüyor galiba:"Dilin görevi hakikati gizlemektir."