Şenay Tercuman

Puan vermedi
“Comme celle de la nature, la sollicitude maternelle ne se supplée point." (Doğanınki gibi, annenin şefkatinin yerini hiçbir şey tutamaz.) Anne ve babalar en çok çocuğunun fiziksel hastalıklara maruz kalmasından korkar; ancak insanı ümitsizliğe düşüren ruhsal hastalıklardır.
2026 Okuma Raporları
EmileJean-Jacques Rousseau · Dorlion Yayınevi · 20223,548 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi
Rousseau, Emile’in eşi olarak yetiştirilen Sophie üzerinden kadın eğitimini tartışır. “Kadın, erkeği memnun etmek, ona yardımcı olmak, onu teselli etmek ve ev içi düzeni sağlamak için eğitilmelidir. Erkek, aktif ve güçlü olarak yaratılmıştır; kadın ise pasif ve zayıftır. Bu nedenle eğitimleri de bu farklı doğalara göre şekillenmelidir.” Vay be, Jean-Jacques Rousseau gibi bir filozof bile kadına değer vermeyen, erkek egemenliğini savunan ataerkil zihniyeti benimsemiş! :(
EmileJean-Jacques Rousseau · Say Yayınları · 20093,548 okunma
Puan vermedi
Çocuğun hareketlerini kısıtlayan kundak uygulaması reddedilmelidir. Bebek, özgürce hareket edebileceği, emekleyip keşfedebileceği bir ortamda büyütülmelidir. Bir çocuk bir nesneye uzanıyorsa, nesne ona verilmemeli; ona ulaşmak için çaba sarf etmesi teşvik edilmelidir. Bu, mesafe ve çaba kavramlarını öğretir.
EmileJean-Jacques Rousseau · Gece Kitaplığı · 20143,548 okunma
Puan vermedi·760 syf.··
2026 23. kitabı
Her şey, Yaratıcı'nın elinden çıktığı haliyle iyidir; her şey insanın elinde yozlaşır. Çünkü insan toplumunda insan için en önemli araç insandır, en akıllı insan da bu aracı en iyi kullanan kişidir. Amaç, toplumun kurallarına göre değil, çocuğun kendi doğasına ve yeteneklerine uygun bir birey yetiştirmektir.
ÉmileJean-Jacques Rousseau · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20223,548 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2026 50. kitabı
İlköğretim 1. ya da 2. sınıftayım. Çocuklarla çok arkadaşlık kurmazdım, hiç kimseyle; kısacası anlayamazdım ve anlaşamazdım hiç kimseyle. O zamanlar ilköğretim okulumuzun kitaplığında küçük, mini, eskimiş, köhne hikâye kitapları olurdu. İlk kitabım Nasrettin Hoca'nın Tavşan Suyu kitabıydı. Kitabı o kadar beğenmiştim ki herhâlde 100 kez okumuşumdur. Sonra Keloğlan, Billur Köşk Hikâyeleri, Dede Korkut Hikâyeleri ve Ömer Seyfettin'in kitapları olurdu. Elime küçük mini bir kitap geçirsem, hemen hemen hepsi Ömer Seyfettin'di. Çocuk hâlimle sorardım: 'Ömer Seyfettin'den başka kitap yok mu?' diye. Mecburiyetten hepsini okurdum. Nasihat dolu öyküler ve görsel resimli güzel kitaplardı. O kitaplar, o küçücük hâlimle bile bakış açımı değiştirirdi. Ömer Seyfettin'in bende yeri her zaman farklıdır, çok severim. Sonra La Fontaine, Andersen, Grimm Kardeşler, Beydeva, Binbir Gece Masalları, Ezop Masalları gibi yabancı kitaplara ilgi duymuştum. Onların da bendeki yeri ayrıdır elbette. Ama Ömer Seyfettin, Billur Köşk Hikâyeleri, Nasrettin Hoca, Dede Korkut Hikâyeleri, Keloğlan masalları... Bu kitaplar Anadolu insanını, Türk örf ve âdetlerini bize bir şekilde en iyi şekilde anlatırdı. Şimdi nerede böylesine muazzam kitaplar? :’’’’’’(
Ömer Seyfettin Klasikleri - Eski DefterlerÖmer Seyfettin · Karatay Akademi · 059 okunma