Amin Maalouf, Yolların Başlangıcı
Okuduğum bu kitapta yazar kendi ailesini, köklerini anlatıyor.
...En kısa zamanda anneannemi tekrar daha fazla bol bol konuşturacağım ve not tutacağım...
((İyiki de öyle yapmışım, zira bu kitabı okuduktan bir sene sonra canım anneannemi kaybettim, Allah rahmet eylesin)).
Kitaptan;
"...ailemdeki yaşlıların bir bir ölmesine seyirci kalıp, anlattıklarını dinleme zahmetine katlanmadığım için kendi kendime söylendim durdum; ve onlardan birine daha rastladığımda, onu bol bol konuşturmadan bırakmamaya için için söz verdim...
...
Kardeşinin mektubunda neler yazıldığını bana yalnızca babaannem söyleyebilirdi; bunu ona sormayı o zamana kadar akıl edebilseydim elbette... O mektubu defalarca okumuştu, orada yazılanlar kaçınılmaz olarak, genç kadının belleğine kazınmıştı ve orada ölünceye kadar kalacaktı. Bu kadar meraksız olduğum için kendime ne kadar kızıyorum! Çevremizdeki yaşlı insanların varlığı bizim için bir hazine, oysa biz bu hazineyi yaltaklanmalarla ve saçma sapan sözlerle ziyan ediyor, sonra da hiç doyurulmayacak bir açlıkla baş başa kalıyoruz; kendi arkamızda da kısa bir an için beliren, sonra toz toprak arasında kaybolan yollar bırakıyoruz.
Kimileri şöyle düşünecek: Ne olmuş yani? Atalarımızı ve onların atalarını tanımaya ne gerek var? Şu değersiz söze uyup, ölüleri ölüler gömsün, diyelim ve kendi yaşamımıza bakalım.
Doğru, kendi başlangıçlarımızı öğrenmemizin gereği yok. Torunlarımızın da bizim kendi yaşamımızı nasıl yaşadığımızı bilmelerine gerek yok. Bu dünyada herkes kendine ayrılmış zamanı tüketiyor, sonra da gidip mezarında uyuyor. Onlar için hiçbir şey ifade etmeyeceğimize göre, bizden sonra gelecek olanlar için kafa patlatmanın ne gereği var? İyi ama her şey unutulmaya yazgılıysa, neden bir şeyler kurmaya çabalıyoruz ve