Fakat tuhaftı, duydukları artık acı vermiyordu, hem de hiç! Eskiden küt küt vuran, onu yıpratan o gürültülü saat mekanizması, göğsünde sessizce duruyordu, bozulmuş olmalıydı. Onu bütün bunlar etkilemiyordu artık. Ne bir öfke ne bir nefret …hiçbir şey.
Bir kalbi derinden sarsmak için kader her zaman silsilesini vurmaya, güçlü darbesini indirmeye gerek duymaz; aksine kaderin insan hayatına müdahale etmek için duyduğu karşı konulmaz isteği, sıradan bahanelerle meydana gelen yıkımları körükler. Bu ilk hafif temasa bizler kendi yetersiz dilimizde”vesile “ deriz.
Kader daima, dışarıdan ruha temas etmeden çok önce kişinin ruhunda ve bedeninde dolaşmaya başlar. Kendinin farkına varmak, kendini savunmaktır ve çoğu zaman bu boşunadır. Ancak insan bütün bunları fark ettiğinde, zaten artık her şey için geç olmuş demektir.