Senemxanim

Senemxanim
@Senemxanim
Bir parça telaş bir parça ümittik.
Tanrı’ya şükür, artık sona geldik. Her gün ölmekten, artık işin güzel kısmı, mutlak ölüm gelmişti.
Reklam
Fakat tuhaftı, duydukları artık acı vermiyordu, hem de hiç! Eskiden küt küt vuran, onu yıpratan o gürültülü saat mekanizması, göğsünde sessizce duruyordu, bozulmuş olmalıydı. Onu bütün bunlar etkilemiyordu artık. Ne bir öfke ne bir nefret …hiçbir şey.
Bir kalbi derinden sarsmak için kader her zaman silsilesini vurmaya, güçlü darbesini indirmeye gerek duymaz; aksine kaderin insan hayatına müdahale etmek için duyduğu karşı konulmaz isteği, sıradan bahanelerle meydana gelen yıkımları körükler. Bu ilk hafif temasa bizler kendi yetersiz dilimizde”vesile “ deriz.
Kader daima, dışarıdan ruha temas etmeden çok önce kişinin ruhunda ve bedeninde dolaşmaya başlar. Kendinin farkına varmak, kendini savunmaktır ve çoğu zaman bu boşunadır. Ancak insan bütün bunları fark ettiğinde, zaten artık her şey için geç olmuş demektir.
Aşk ağır bir taş ya da ölü bir beden midir ki, sürekli olduğu yerde kalsın? Aşkın yaşayan bir şey olduğunu bilmiyor muydu? Ona sahip çıkılmazsa, korunmazsa, sevilmezse, öleceğini bilmiyor muydu? Bir çiçek, susuz, topraksız ve güneşsiz yaşayabilir mi?