İlgi duymuyordum. Hiçbir şeye ilgi duymuyordum. Nasıl kaçabileceğime dair hiç fikrim yoktu. Diğerleri yaşamdan tat alıyorlardı hiç olmazsa. Benim anlamadığım bir şeyi anlamışlardı sanki. Bende bir eksiklik vardı belki de. Mümkündü. Sık sık aşağılık duygusuna kapılırdım. Onlardan uzak olmak istiyordum. Gidecek yerim yoktu ama. İntihar? Tanrım, çaba gerektiriyordu. Beş yıl uyumak istiyordum ama izin vermezlerdi.
Güçlülerin yerine zayıflar birikmişti etrafıma, yenenlerin yerine yenilenler. Yaşamımı onların eşliğinde sürdürmek alınyazım olmalıydı. Çok sıkıyordu bu canımı, beni asıl rahatsız eden bu geri zekâlıların beni dayanılmaz bulmalarıydı. Kelebeklerin ve arıların arzuladığı bir çiçek olmak varken, sinekleri cezbeden bir bok parçasıydım. Yalnız yaşamak istiyordum, yalnız olunca daha iyi hissediyordum kendimi, daha temiz, ama onlardan kurtulacak kadar zeki değildim. Onlar benim efendilerimdi belki de: şekil değiştirmiş babalarım.