Belki de dünyalıların beyinlerinin ağır işlemesi ve bulanık olması doğaldır. Belki de biz, evrenin alıklarıyız. İşleri zor tarafından halletmek üzere ayarlandık belki de.
Bu beğenilme arzusu uğruna insanlar ölmüş, kurban edilmiş, bu arzuya adanan hayatlar yaşamışlardı. Çünkü o olmadan yapayalnız, terk edilmiş, gruptan dışlanmış bir hayvandan başka bir şey değildi insan.
İnsan ırkını binlerce yıl boyunca yekvücut tutan...açlık baskısı nasıl karıncaları sosyal bir kalıp içine hapsetmişse, insan ırkını da tek bir birim halinde alıkoymayı başaran şey, sosyal baskıydı.
İyi de ben neden henüz doğmamış birisi için bir şeyler yapmak zorunda olayım ki? Diye sordu Joe. Neden kendi hayatımın ötesine de bakmak zorunda kalayım? Öldüğümde ölmüşümdür ve o zaman, bütün o bağrışmalar ve zafer coşkusu, bütün o sancaklar ve borazan sesleri benim için hiçbir şey ifade etmeyecek. Geride çok mu esaslı yoksa çok mu zavallı bir hayat bıraktığımı bile öğrenemeyeceğim.