Burada bazen öyle şeyler görüyorum ki canım yanıyor. Bazen, böyle zamanlarda, kendimi acıdan bir kartopu gibi hissediyorum, yuvarlandıkça yeni acılar ekleniyor bana.
Varlığının özünü ele geçirerek oradan kanserli bir hücre gibi bütün ruhuna yayılan, kendine olan güvenini kemiren bu aşağılanmışlık duygusu artık sadece ruhunu değil, ağrılarla, kasılmalarla, seyirmelerle sarsılan bedenini de zorluyordu.
Günlük konuşmalarla, şakalarla, takılmalarla, kendisini avutacak çalışmalarla, zoraki gülüşlerle bugüne dek saklamayı başardığı o derin acı, ortaya çıkabilmek için kendine bir yol arayan büyük bir yeraltı nehri gibi yaracağı zayıf bir noktayı bulabilmek için sürekli olarak o sahte davranışların çeperlerine vuruyor, onların dayanma gücünü zayıflatıyordu.