glutensiz tahıl

glutensiz tahıl
@Seramuun
It’s strange, the things you remember from your childhood, but perhaps what you forget is even stranger. When you think about summers growing up, it feels like the sun was always shining, there’s never any wind or rain in nostalgia.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kültürler arasında hastalığın nedenlerine bağlı inançlar üzerine yapılan bir araştırma en yaygın üç açıklamanın biyomedikal (hastalığın fiziksel nedenleri), kişilerarası (hastalığı büyücülük,kıskançlık ya da çatışmaya bağlama) ve ahlaki (hastalığın kişinin kendi geçmiş eylemlerinin, özellikle de gıda ve cinsel tabuları ihlal etmesinin neden olması) olduğunu göstermektedir. Çoğu Batılı, bilinçli olarak biyomedikal açıklamayı benimser ve diğer ikisini reddeder ama hastalık baş gösterdiğinde “Neden ben?) diye soran Batılılar, genellikle cevabı geçmiş günahlarında ararlar. Tanrı’nın ya da kaderin iyi ve kötü davranışlar için ödül ve ceza dağıtacağı inancı, karşılıklılık takıntımızın bir parçası olan içkin adalete çocukluğumuzdan beri süregelen inancımızın kozmik bir uzantısı gibi görünmektedir.
Sayfa 221·Kitabı okudu
İyi insanların başına kötü şeyler geliyorsa, bir sorunumuz var demektir. Bilinçli olarak hayatın adil olmadığını söyleriz ama bilinçaltında dünyayı karşılıklılık merceğinden görürüz. Kötü bir adamın zirveden düşüşü (önyargılı ve ahlakçı değerlendirmemize göre) hiç de şaşırtıcı değildir çünkü başına geleni hak etmiştir. Ama mağdur, erdemli biri olduğunda trajediyi anlamlandırmakta zorlanırız. Sezgisel bir düzeyde hepimiz karmaya, yani insanların ektiklerini biçtiklerine dair Hindu kavramına inanırız. Psikolog Mel Lerner, insanların hak ettiklerini aldıklarına inanmaya fena halde motive olduğunu göstermiştir: özellikle bir faili cezalandırarak ya da mağduru tazmin ederek adaleti sağlayamadığımızda, genellikle trajedinin mağdurunu suçlarız.
Sayfa 189·Kitabı okudu
Hedef peşinde koşmak söz konusu olduğunda, önemli olan varış noktası değil, yolculuğun kendisidir. Kendiniz için istediğiniz herhangi bir hedef belirleyin; zevkin büyük kısmı yol boyunca sizi hedefe yaklaştıran adımlarda yaşanacaktır. Başarının son anı, genellikle uzun bir yürüyüşün sonunda ağır bir sırt çantasını çıkarmanın verdiği rahatlamadan daha heyecan verici değildir. Yürüyüşe sadece bu zevki yaşamak için çıktıysanız, aptalsınız demektir. Yine de insanlar bazen tam olarak bunu yaparlar. Bir görev için çok çalışırlar, sonra sonunda özel bir sevinç beklerler. Oysa başarıya ulaştıklarında ve sadece kısa süreli hafif bir haz yaşadıklarında, bir zamanlar şarkıcı Peggy Lee’ nin sorduğu gibi şunu sorarlar : “Hepsi bu mu?” Sonuçta başarıları, onlara göre rüzgarın peşinden koşmaktan farksızdır. Buna “ilerleme ilkesi” diyebiliriz: Zevk; hedeflere ulaşmaktan çok, onlara doğru yol almaktan gelir. Shakespeare bunu mükemmel bir şekilde ifade etmiştir: “Kazanmak yapılan şeydir; neşenin ruhu bunları yapma sürecidir.”
Sayfa 115·Kitabı okudu
İstediğinizi elde etmenin verdiği haz genellikle geçicidir. Bir terfi almayı, prestijli bir okula kabul edilmeyi ya da büyük bir projeyi bitirmeyi hayal edersiniz. Uyanık olduğunuz her saat çalışır, belki bu hedefe ulaştığınızda ne kadar mutlu olacağınızı düşünürsünüz. Sonra başarırsınız ve şansınız varsa 1 saat, özellikle başarınız beklenmedik bir anda gerçekleştiğinde bir gün boyunca sevinirsiniz. Ama daha yaygın olanı hiç sevinç duymamaktır. Başarı giderek daha olası göründüğünde ve son bir olay zaten beklemeye başladığınız şeyi teyit ettiğinde, yaşayacağınız duygu daha çok bir rahatlama, bitirmenin ve özgür kalmanın keyfi olacaktır.
Sayfa 114·Kitabı okudu