Halil, Zümra’yı evlenmeye ikna edemediği için büyük bir hayal kırıklığına uğramıştı. Kendi işinde yükselmeyi beklerken başkasının yükseldiğini öğrendi. İçinde büyük bir buhran yaşarken, hesap sorarcasına müdürün odasına gitti. O gün büyük bir kavga olur. Müdürün karşısına geçip bu adaletsizliği sorgular. Müdürde demediğini bırakmaz Halil’e. Halil’in dili tutulur. Çok kötü olmuştur. Bir erkek olarak bu duruma baş kaldıramamak onu kahreder. Tartışma bittikten sonra odadan çıkar ve hiç bir şey olmamış gibi işe devam eder. Arkadaşlarının çoğu izinlidir o gün. Beş karış suratla işlerini yapmaya çalışır.
Arkadaşlarının çoğu Halil’in doğum günü için izin almıştı. Bugün aslında o büyük kavganın gerçekleştiği gün onun doğum günüdür.
Başta Zümra olmak üzere diğer arkaşları bir yer tutmuştu. Akşama kadar hazırlıkları bitirirler. Artık tek eksik Halil’dir. Ama Halil geç olmasına rağmen hala vardiyadan çıkmamıştı. Çıktıktan sonra telefonda bir çok bildirim görür. Ama okumadan cebine atar. İş yerinden ayrıldığında içki almaya gider. O kadar çok içer ki kendini kaybeder.
“Ben erkek olduğum halde kendimi ayakta tutamadım. Ona ağzının payını veremedim. Zümra kadar güçlü olamadım. Allah beni kahretsin kahretsin! Ne için kimin için yaşıyoruz bu hayatı! Ömür boyu başkası için çalışmak için mi! Neden beni yarattı o zaman Allah! Ona değil neden başkalarına köle etti!”
Halil bu sözlerden sonra evine gidip tavana astığı iple hayatına son verdi.