Yazıldıği çağın çok ötesinde bir kitaptı. Bir kitapta yazilan içerik, fikirler ne kadar önemliyse bunlari okuyucuya hissettirebilmek adina dilin kullanimi da o kadar önemli. Wilde o kadar güzel bir dille yazmış ki kitap baştan sona beni dinamik bir okuyucu yaptı. Kitapta içsel bir savaşını aşamalarını okuyor gibiydim. Dorian, karakterinin henüz boş bir levha gibi karakterinin işlenmemiş olduğu en toy zamanlarindan Basil'in çizdiği portre ve Lord Henry'nin sözleri ile şekillenip ve en sonda da karakterinin zehirlenmesine kadar her an tek tek işlenmişti. Lord Henry çok ilginç manipülatif bir karakterdi. Soyledikleri bazen o kadar yanlisti ki ama yaptığı adeta sozcuklerle dans ederek insani etkisi altina almakti. Kendisinin de dedigi gibi " Bana her zaman düşkün olacaksin Dorian, çünkü ben senin işlemeye hicbir zaman cüret edemeyeceğin tüm günahlarını temsil ediyorum." ...
Lord Henry, Basil ve Dorian karakterleri için kitap boyunca birer metafor olduklarını düşündüm. Aklima it, ego ve süper ego geldi. Biri icimizdeki hayvansal dürtüler iken birisi toplumun bizden beklediği benlik ve bizim kendi benliğimiz idi. Bunlarin birer karakter yansimasiydi sanki her biri.
Son olarak kitap toplumsal yasalardan tutun uygarlik, ahlak, güzellik, iyilik, kötülük kavramları ve çok fazla şeye değinmis ve bunlar üzerine düşündürtmüştür. Enfes bir kitapti..