“Geçmişi hatırlama gayretimiz nafile, zihnimizin bütün çabaları boşunadır. Geçmiş zihnin hakimiyet alanının, kavrayış gücünün dışında bir yerde, hiç ihtimal vermediğimiz bir nesnenin (bu nesnenin bize yaşatacağı duygunun) içindedir.”
“Bir insanın, bilinmeyen bir hayatın parçası olduğunu ve ona olan aşkımız sayesinde bu hayata nüfuz edebileceğimizi zannetmek, bir aşkın doğmasında en temel unsurdur.”
Hayatımda okuduğum en farklı kitaplardan biriydi. Uzun zamandır beni bu kadar etkileyen bir şey okumamıştım. Ernaux’nün Nobel almasına hiç mi hiç şaşmamalı:) Çevirisi de mükemmeldi sanki yazarın birebir ağzından dinledim her şeyi. Otobiyografik fakat belirsiz özneyle yazmış Annie Ernaux. Çok cesur çok politik. Seneleri bir fotoğraf akışı üzerinden başlatıp kitaplar, filmler, gazeteler, tv programları, savaşlar, kadınlar üzerinden devam ettiriyor. Dilim düğümlendi resmen oturduğum yere çakıldım. Sizi şok eden bir olay, karakter örgüsü yok ama o yolculuk ve insana dair yaşam döngüsüne dair bıraktığı etki şok edici. Sanırım hayatımda bundan daha çarpıcı bir bitiş cümlesi okumayacağım.
‘Artık asla olamayacağımız zamandan bir şey kurtarmak.’