Seray Sönmez

Puan vermedi·252 syf.··
2026 10. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 20:33
Hayat başlayınca neler olacağını kimse bilemez. Çekilecek kaç acı, yaşanacak kaç yalnızlık vardır bi’ ömürde? Karakterimiz 8, içinde bolca acısı ve kederi varken fiziksel dünyasında eksiklikleri olan biri. Yaşamında çoğu şeyi görüp geçirmiş, fazla tökezlemiş ama hep devam etmiş. Bazen bu devam edişinde bir umut değil mecburiyet olmuş ama yine de bir şekilde ilerlemiş. Öyle zamanlardan geçmiş ki yalandan sevmeleri gerçek sanmış, yaşanan hataları doğru. Gerçi kim her şeyi olduğu gibi görür ki zaten? O da görememiş, insanlık hali… Sonra yeni bir dönemi başlıyor hayatının. Bunca zorluğa ve yanılmaya karşın her şey daha iyi olabilir mi? Çaba ve emek yeterli mi? Karakterimiz 8, hayatta istediklerini gerçekleştirebildi mi?.. Hüzün dolu sayfaları olan bir eser En Büyük Zaaf: Sevgi. Zaten isminden de belli, zaaflarımız ve sanmalarımız üzerine çevirli eser. Yazar ile tanışma eserimdi kendisi. Açık bir anlatımı vardı ve okuması kolaydı. Yer yer hüzün dalgalarına okurunu kaptıran eser, çabalamayı ve vazgeçmeden devam etmeyi aktarıyordu. Dilerim ki yazarın kalemi daim, okuru bol olur.
En Büyük Zaaf: SevgiEisner Löwen · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20268 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·202 syf.··
2026 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2026 00:00
Aşk, hayatın vazgeçilmez parçası olarak görülür ve olabildiğince erken bulunmak istenir. Ama kim aşkın ne olduğunu bilebilir? Aşka inanmayanlar artık yaşamaktan vazgeçmiş sayılırdı. Onun görevi buydu, aşktan vazgeçenleri bilinmeze göndermek… Aşkı yanlış bilmişti o da, oysa zamanı vardı ama bazı şeyler geç öğrenilirdi. Mesela Livia’nın celladına aşık olacağını, Sephtis’in ise artık cellat olmak istemeyeceğini… İşte aşk buydu! Zamanı ve şartları yenendi. Ama ne zaman geleceğini ve sizi sizden edeceğini kimse bilemezdi. Hatta geldiğinde sizi imkansıza bile aşık kılabilirdi tıpkı bu hikayede filizlenen her aşkın imkansıza gebe olduğu gibi. Fezile Hanım’ı bu eserle birlikte tanıdım. Eserin kurgusu olağan aşk hikayelerinden farklı ilerliyor ve peri masalları gibi bitmiyor. Ama gerçeklerle de yüzleştirmeyi ihmal etmiyor. Yaşananlar bazen fantastikse de hislerin gerçekliği okuruna geçiyor. Yalın bir anlatım ve gizem unsurlarıyla şekillenen aşk hikayesi tüm zorluklara rağmen var olmaya çalışıyor.
MaviFezile Olkanlı · Herdem Kitap · 202540 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 8. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 20 Mart 2026 00:00
Bunu Düşünmek İstemezdim okurunu sakin bir yürüyüşe çıkarıyor sanki. Yolun sonu başından belli ama yine de o yolda yürümek gerekli. İkizlerden biri artık hayata tutunmak istemiyor. Aslında yaşamındaki çoğu şeyden belirti veriyor ama bunu kabullenmek öyle kolay da olamaz. İkiz kardeşi ise neden olduğunu ve nasıl bu duruma geldiğini anlamak istiyor kardeşinin. Günlük tutar gibi anlatıyor yaşananları. Hem çocukluktan var anıları hem de şimdiden. Hüznün gölgesinde gidişin şekli beliriyor. Sonu başından beri biliyoruz ama nedeni yazılarda ve anılarda şekilleniyor. Jente Posthuma dingin kalemi ile hüzünlü bir eser sunmuş okuruna. Okurken sonu acıyla bekliyor ve satırlar arasında neden olabileceğine dair işaretler arıyoruz. Oysa bazen tek bir şey bile insanın hayatında ciddi anlamda bir şeylerin yolunda gitmediğinin kanıtı olabilir. Dikkatli bir bakış çoğu şeyi fark edebilir…
Bunu Düşünmek İstemezdimJente Posthuma · Koridor Yayıncılık · 2025399 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2026 6. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2026 00:00
Birden sokağa fırlayan kadın dans etmeye başladı. Ne uyarıları dinledi ne de bedeninin yorgunluğunu fark etti, o sadece bayılana dek dans etti. Sonra bir iki derken diğer insanlarda kendini dans etmekten alıkoyamadı. Bu sanki bir vebaydı. İnsanların açlık ve sefaletle uğraştığı dönemlerdi. Herkes çökmüş bir düzen içerisinde yaşama tutunmaya çalışıyordu. Öyle ki insanlar ne yiyecek ne de su bulabiliyorlardı. Uzun zamandır yağmur yağmıyordu, hiçbir şeyleri yoktu. Sokakta hayvan bile kalmamıştı çünkü aç insanlar çoktan onları yemişlerdi. Çocuk nüfusu azalıyordu çünkü bazıları kendini çocuklarını yemişti! Kokuşmuş çevre, pislik içinde her yer. O pisliğin içinde birden duyulan ayak sesleri. Ritmik hareketli ve durmaksızın. Dans… Peki ama neden? Üstelik veba gibi. Bulaşıyor etrafında olanlara, kimse de duramıyor bayılana ya da ağzı köpürüp düşene dek. Böyle yazınca sadece romanlarda olur sandınız ama yanıldınız. Gerçekten yaşanmış ve nedeni bulamamış sosyal bir fenomen bu dans çılgınlığı. Ortaya bir sürü teori atılmış tabii, bunlardan birkaçı; stres kaynaklı psikoz ve histeri, çavdar saplarındaki küfün ekmeğe karışması sonucu uyuşturucu etki yaratması ya da kitlesel depresyon. Hangisi mantıklı olur diye düşünülürse illa eksik yanlar kalıyor insan zihninde, çünkü akılalmaz bir olay. Kitabın bir diğer bahsedilmesi gereken kısmı ise Türklerden korkmaları. Türkler istila edecek diye korku dolu olan toplum var çünkü o dönemde Fatih Sultan Mehmed sayesinde Osmanlı tam bir yükseliş dönemindeydi. Namı her yerde duyulmuş ve toprakları iki katına çıkmıştı neredeyse, toplumda bundan korkuyordu, bir gün Türklerin kendi topraklarına gelmesinden… Eseri ele alan Jean Teule oldukça sarsıcı bir eser sunmuş. Kurgu denecek kadar sıra dışı olayları kaleme alırken gerçeklikten fazla
Dansa DavetJean Teule · Sel Yayıncılık · 202011,1bin okunma
Puan vermedi·232 syf.··
2026 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2026 00:00
Öyküler kilitlenmişti sanki eskiye, okuyucu ile hayata geçince tek tek döküldü gizler yerlere. Altı öykünün her biri bir hatıradan kopup da gelmişti geleceğe… Her hikayenin atmosferi farklı ve anlattıkları. İlk hikaye Lebon Pastanesi’nin geçmişini aktarırken bir diğeri yanan Tatavla’da olan o yangını anlatıyor. Başka hikayede Türkiye güzelinin yaşadıkları varken diğerinde bir Osmanlı dönemi anlatılıyor. Bu çeşitlilik ile okuyucu tek eserde farklı mekan ve zamanlarda gezmiş oluyor. Evet, gezmiş oluyor çünkü yazarın kalemi okuru olayın içine çekiyor. Okuyucu salt okumakla kalmıyor bir şekilde yaşıyor sanki… Yazarın anlatımı hikayeden hikayeye değişse dahi yorucu bir anlatımı yoktu benim için. Hikayeler barındırdıkları şeyler ile okurun ilgisini çekebilecek şekilde kaleme alınmış. Oldukça eski dönemler bile başarılı bir şekilde metne dönüştürülmüştü. Hiç bilgisi olmayan bile o dönemi az çok anlayabilir kurgudan. İlk kez okuduğum bir yazardı Hüseyin Karagöz, dilerim kendisinin kalemi daim okuyucusu bol olur.
Kilitli Hatıralar KitabıHüseyin Karagöz · Kırmızı Kalem Edebiyat · 20258 okunma