*Leyla ile Mecnun dizisine nazire olarak yazılmış
"Biz beklemeyi seviyoruz, mevzu gemi değil." Hakikaten beklemenin kendisi de kıymetli olabilir. "Öyle bekledik işte geleceğinden mi sanki, sevdamızdan." "Gelmesen de olur." diyor. "Bekleyesim var, geleceğin var mı?" diyor. Bir şekilde bekleyeceğiz beklemek güzel bir şey diyor. Yeter ki kıymetini bilelim, doğru bir şekilde bekleyelim.
O efsanelerden bir tanesi: Iğdırlı Hasan Onbaşı. Gazeteci İlhan Bardakçı 1972 yılında Kudüs'te karşılaşmış. Mescid-i Aksa'ya gittiğinde avlunun kenarında doksan yaşlarında, üzerinde eski bir asker üniformasıyla ayakta vakur bir du ruşla bekleyen birini görüyor. Bu sıcakta güneşin altında o elbiselerle neden beklediğini anlayamadığından altında sorar. Rehber kendini bildi bileli onu gördüğünü, sabahtan gelip akşama kadar, tek başına, kimseyle konuşmadan öyle če beklediğini söyler, "Deli herhalde..." der. İlhan Bardakçı gider. "Selamun aleyküm baba" der. Dede "Aleyküm selam oğul." diye cevap verir. Bardakçı "Hayırdır baba, sen kimsin, burada ne yapıyorsun?" diye sorar. Dede "Ben, Osmanlı Ordusu, Yirminci kolordu, Otuz Altıncı Tabur, Sekizinci Bölük, Onbirinci Ağır Makineli Tüfek Takımı Komutanı Onbaşı Hasan'ım." der ve Türkçe konuşan birini görmenin heyecanıyla anlatmaya başlar. "İngilizler Kudüs'ü işgal edince bizim bölüğü artçı bıraktı. 53 neferdik. Mütarekeden sonra ordunun terhis edildiği haberi geldi. Başımızda kolağamız vardı. Bize 'Aslanlarım, devletimi müşkül vaziyettedir. Şanlı ordumuzu terhis ediyorlar ve beni İstanbul'a çağırıyorlar. Gitmem gerek, gitmezsem emri çiğnemiş itaatsizlik etmiş olurum. İçinizden isteyen memleketine dönebilir ama beni dinlerseniz sizden tek isteğim var. Kudüs bize Sultan Selim Han Hazretleri'nin yadigarıdır. Siz burada nöbeti sürdürün.' dedi. Böluk olarak burada kaldık ve nöbete devam ettik. Bölükteki kardeşler teker teker rahmete kavuştular da bir ben kaldım burada. Ben de ne kadar yaşarım bilmem ama sana bir emanetim var oğul. Anadolu'ya vardığında Tokat sancağına düşerse yolun kolağam Mustafa Kumandanıma git, ellerinden benim için öp ve de ki: Kudüs'ü bekleyen 11. Makineli Takım Komutanı Iğdırlı Onbaşı Hasan o günden bu yana
"Çocuklar bu dünyada niçin var diye sordu birden Bamba ya. Bamba şaşkınca baktı, kucağındaki kedi keyifle mırıldadı, uzaklarda bir kapı kapandı.
Bamba bunun şaşırtmacalı bir soru olmasından korkuyordu. Birden cesaretini toplayıp, "Yaşamak için," deyi verdi. Söylediği sözlerle doğru cevabı bulmuş olmayı umuyor, yine de kendinden hiç mi hiç emin olamıyordu. Yıldız, cevabı duyup yüzünü buruşturunca Bamba korkulara dalar gibi türlü sıkıntıların içine daldı.
Ancak Yıldız ona kızmadığını belli etmek istercesine birden gülümsedi. "Akıllım," dedi daha sonra, "çocuklar bu dünyayı güzelleştirmek için var." Bamba'nın afallamış yüzüne bakarak konuşmaya devam etti. "Çünkü bizim bir farkımız var. Biz büyük insanlar gibi somurtmuyoruz. Bu dünyada gülerek yaşamayı başarabilenler, sadece çocuklardır."