Özlemenin içinde umut ettiğimiz bütün olasılıklar saklıdır ve her şeyin eksiksiz bir biçimde gerçekleşebilir olmasını hayal edebilmemize olanak sağlar. Oysa özlemini çektiğimiz şeye ulaştığımızda onun sınırlılığını ya da yeniden keşfeder bir anlamda hayal kırıklığına uğrarız.
Bu anlamda ben yazarları kıskanmışımdır hep. Onlara sorsak kendiliğini roman kahramanlarının yönlendirdiğini iddia edebilirler ama yine de kendilerini Tanrı gibi hissedebilecekleri roman sayfalarındaki o kurmaca alanda hayatı istedikleri gibi şekillendirebilirler. Çünkü hayatımıza biz öyle sansak da çok az müdahale edebilir ve onu aldığımız kararlar doğrultusunda yaşayabiliriz.
Bu da hayatın kendisinin zamanla bir özlem duygusuna dönüşmesine yol açar. Özlemek hayatın yerine geçer ve biz yavaş yavaş yaşayamadıklarımız oluruz.