Her devirde aklı olanın, fikrini kiralamayı reddedenin suçlanmasından, haksız çıkarılmasından, iğdiş edilmesinden, azarlanıp paylanmasından bıktım.
Bütün faturanın düşünene kesilmesinden bıktım. Bu toprak okuyanını, düşünenini, münevverini, aydınını, entelektüelini, entelini hiçbir zaman sahiplenmedi. Onu hep küçümsedi. Onu hep zaman dışı, gerçek dışı buldu. Onu asla ciddiye almadı, onunla daima dalga geçildi. Sanki bir yerlerde bir hayat var; onun çok mühim ve gerçek meseleleri var da bu zavallı orada değil, çeyrek çepelek hülyalar içinde bambaşka bir yerde, harikalar diyarında yaşayan bir meczupmuş, romantik bir serseriymiş, daima güçsüz ve korkak bir enayiymiş gibi bakıldı ona. Dünyayı anlamaya ilk heves ettiğinde çok okuma, çok düşünme kafayı üşütürsün dediler. Direnip devam ettiyse ergenliğinde şuna bak, çıktığı kabuğu beğenmiyor dediler. Devam edip yetişkin olduğunda ne oldu hani o kadar kitap okudun bir baltaya sap olabildin mi, bak şimdi tutunamayanları oynuyorsun dediler. Kimse bütün değerlerin ucuzlaştığı bir ortamda tutunmanın en iyi ihtimalle onursuz bir beceri olduğundan bahsetmedi.
"Hiçbir şey Meslier'in kitabından daha etkili olamaz." – Voltaire
Ateizmle ilgili yazılmış birçok kitap vardır. En bilinenleri arasında Tanrı Yanılgısı
, Tanrı'nın Tarihi , Din Bu-1: Tanrı ve Kur'an gibi eserler yer alır. Jean Meslier’in yazdığı Sağduyu kitabı da bu eserler arasında yerini alabilir; hatta bazı farklı ve ilginç yönleriyle önlerine geçebilir. Bu kitabı okumamda etkili olan, yani bana ilginç gelen iki noktadan bahsetmek istiyorum. Birincisi, bu kitabın benzerlerinden 300 yıl önce, Fransız bir rahip tarafından yazılmış olması. Yani bu türde yazılmış ilk kitap diyebiliriz. İkincisi ise, bu kitabın Atatürk’ün isteğiyle 1928 yılında Türkçeye çevrilmiş olması.
Tarihte birçok filozof, bilim insanı ve yazar açıkça ateist olduğunu dile getirmiş ya da düşünceleriyle bunu belli etmiştir. Örneğin Freud’a göre Tanrı, yüceltilmiş bir babadır. Din ihtiyacının kökeni ise babaya duyulan özlemden kaynaklanır. Bu nedenle birçok kültürde Tanrı'nın erkek olarak düşünülmesinin temel sebeplerinden biri budur. Karl Marx ise din için "halkın afyonu" demiştir. Bu örnekler çoğaltılabilir. Schopenhauer, Nietzsche, Russell, Sartre ve Voltaire gibi birçok isim düşüncelerini açıkça ifade edebilmiştir. Ancak fikirlerini açıklayabilenlerden daha fazlası ise ateistliğini gizlemek zorunda kalmıştır.
Jean Meslier de inançsızlığını yaşadığı 1700’lü yılların başında gizlemek zorunda kalmıştır. Çünkü kendisi bir rahiptir. Çevresindeki din adamlarının halktan kopukluğunu görmüş, mensubu olduğu Hristiyanlığın çelişkili yönlerini fark etmiş ve bu kitabı yazmıştır. Bazı düşüncelerini vaazlarında dile getirdiği için piskopos ile başı derde girmiş, çeşitli cezalar almıştır. Ancak gerçek
SağduyuJean Meslier · Kaynak Yayınları · 2019372 okunma
Sövmek isteriz, sövgü dolu yanıta sövgüyle karşılık vermek isteriz. Dış nedenler önümüze çeşitli engeller kor. Toplumun ileri gelen, güçlü kişilerine kızar, ağız dolusu sövüp saymak isteriz, açıktan açığa bunu yapamayız. Böylece espiri bir otoriteye saldırmamıza hizmet eder, saldırının ağırlığından, doğuracağı sonuçlardan kurtulmanıza yarar.
Hani Harun Reşit günlerden birinde Behlül Dana'yı kabristanda ölülerin kemikleriyle oynarken görmüş ya Molla Kasım. Sonra da hayretine dayanamayıp sormuş: 'Hayrola Behlül, böyle ne arıyorsun?' 'Babanızın kemiklerini!' diye cevap vermiş Behlül ve ilave etmiş ' Ama hangisi kölelerine, hangisinin babanıza ait olduklarını bir türlü anlayamıyorum.' Bende anlayamamıştım; dışlarını süsleyerek ve onları başkalarına göstererek hükmeden mülkün sultanları mı; yoksa içlerini süsleyerek ve başkalarının içini görerek hükmeden gönlün sultanları mı üstündü?