Ölümden daha korkunç şey vardı, ölümün ayak sesi! Gelen ölümün kendisi görünmeden duvara vuran gölgesi! İhtiyarlık bu gölgeydi, bu sesti! “İhtiyar” misafirlikte çok oturan adamdı; onunla artık konuşmayacaklar, ne vakit gidecek diye bekleyen gözlerle ona bakacaklardı. “İhtiyar”a edilen hürmetler bile, gittiği yerde oturmasın diye insanların onunla ayakta görüşmeleriydi. “İhtiyar” güzel ölmekten bile mahrumdu. Adnan’ın demin yaktığı kibrit bile sönerken boynunu bu kadar hazin bükmedi. Cenazesini taşıyanlar bile onu değil, başka şeyler konuşacaklar, ağlayan bile olsa ölüye değil, ölüme ağlayacaktı. Bu kadar merhametsiz bir ölüm ne büyük cezadır! Çok yaşamak bu derece büyük bir kabahat mi?
Afrikalılar Hitler'in kim olduğunu kesin bilmiyorlardı, ama yine de: Almanya'da hayatta kalmayı başarılarsa, Hitler savaşı gerçekten kaybetmiş olacaktı.