Serdar

Serdar
@Serdar_sa
Sabitlenmiş gönderi
Din ile siyaset aynı arabada gittiğinde, sürücüler karşılarında hiç bir şeyin duramayacağını sanır. Dümdüz gider, hızlandıkça hızlanırlar. Engelleri tamamen göz ardı eder, körlemesine gidenlerin uçurumu çok geç fark edeceğini unuturlar.
Sayfa 514
Alıntı
Serdar tekrar paylaştı.
Laptop anında öldü. Ben daha hava kilidinden adımımı atmadan ekranı karardı. Görünüşe göre "LCD'deki" 'L' "Liquid'in" (Sıvı) kısaltmasıymış. Sanırım ya dondu ya da buharlaştı. Belki bir tüketici yorumu yazarım: "Ürünü Mars yüzeyine çıkardım. Çalışmamaya başladı. 0/10."
Sayfa 148·Kitabı okudu
Ben öcümü bu dünyada almak isterim!
Ben öcümü bu dünyada almak isterim! Bugün! Burda! Dostun düşmanın önünde! Benim sorunum bu insanlarla, bugünle, burasıyla!... Göreceğim adaleti bugün göremezsem, bir değeri yoktur nazarımda! Biz de böyle düşünüyoruz bu kötü aklımızla Ey Saygıdeğer Beytullah Hoca! Sen ayakta ve yukarıda, biz oturmuşuz ve yerde! Sen ahreti kendine garantilemiş, sen Allah’ın siperine sinmiş, sen ağustos ayında Peygamber’in gölgesinde serin; biz, zayıf öküzümüzü, zayıf ineğimizle kağnıya koşup sap çekeceğiz diye tozlu yollarda perişanız Sayın Hocafendi!... Terliyoruz... Yanıyoruz... Derimiz kavlayıp kalkıyor. Biz de böyle düşünüyoruz Ey Yaşlı Hoca!...
Alıntı
Teneşirde dinlenmek
şimdi hepsi bitti! Kurtulduk... Kurtulduk mu? Laf! Bize kurtuluş yoktur!... Bizim kurtuluşumuz teneşirin üstündedir!... Bekçi Mustafa ancak teneşirin üstüne yattığı gün kurtulacaktır... Yorgunluk... Hem de yoksulluk!... Taze sıpalı bir kancık eşşek bile aldırmıyor adama yoksulluk... Aah; arpa, çapa, tarla!... Sarısı bol bir kilim; tarla, tarla, gölge, söğüt... Bostan, çıra, ipek, inek, yoğurt!.... Tasını tepesi aşağı tuttuğun zaman bile dökülmeyen bir yoğurt; yağlı!... Tarla!... Deriye basılmış taze lor, tarla, inek, tarla!... Toksulluk... Yoksul olacağına gök dinli gâvur ol, yaşa yalan dünyada!... Tarla, arka, peynir, inek, tarla, arka!... Arka!... Teneşir, yorgunluk, teneşir... Teneşire kadar dur durak yok bize! O gün, orda uzanır yatarız güzelce! Dinleniriz! Karataş’ın dürzüleri, uzana uzana yatma görür bir!... Kurul üyesi ünlü Haceli Efendi de köy içine ev yapacaktı! Yaptı doydu!... Aslaaaan!... Aslan bu Haceli! Kuyruksuz aslan! Muhtar, ‘Fur!’ diyor, o, ‘Kır!’ anlıyor!... Kırıyor... Kabahat kimin? Kabahat yoksuldan başka kimsenin değil!
Alıntı