Dünya üzerindeki fiziki yolumuzun yüzey değilde her zaman sadece düz bir çizgi olmasından ötürü, Bir Şeyi tutup ona sahip olmak istediğimizde hayattaki sayısız başka şeyden feragat ederek bunların sağından solundan geçip gitmek zorunda kalırız.
Dünyaya mutluluk ve zevk beklentisiyle dolu olarak adım atarız ve kader bizi hoyrat bir şekilde yakalayıp hiçbir şeyin bizim olmadığını, her şeyin ona ait olduğunu gösterene kadar bunu gerçekleştirmeye yönelik o aptalca umudu koruruz ; nitekim kader yalnızca sahip olduğumuz ve edindiğimiz bütün herşey üzerinde değil, aynı zaman da kolumuz ve bacağımız, gözümüz ve kulağımız, hatta yüzümüzün ortasında burnumuz üzerinde bile tartışmasız bir hakka sahiptir.