Campbell, APA’nın (Amerikan Psikiyatri Birliği) başkanlık konuşmasında çok önemli bir noktaya işaret eder: “Psikoloji ve psikiyatri
bireyi bencil bir biçimde güdülenmiş olarak tanımlamanın
ötesinde açık veya kapalı bir şekilde böyle olması gerektiğini de öğretiyor.”
Gerçekten de psikoterapi süpervizyonlarında birçok kez
hastalarımızı “pozitif egoist” (!) olmaya, kendilerini başkalarına
karşı koruyabilmek için sınır koymayı öğrenmeye ve hayır demeye
nasıl motive edebileceğimiz tartışılır. Bunu yapabilmenin sosyal
beceri olduğu iddia edilir.
Bu durumun empati göstermeyi, karşısındakini
anlamayı denemeyi nasıl etkilediği tartışılmaz.
Kitabın genel çerçevesi şu soru üzerine şekillenmiş :” insanlar neden farklı kıtalarda farklı hızda gelişti? “ Tarihin seyrini oluşturan şey bu hız farklılıkları mı ?
Sistemin mutluluk diye sattığı şey aslında hazdır; kar veya zarar arasındaki tüm farkı yaratan felsefi ve ekonomik bir ayrım.
Rob Lustig'in işaret ettiği biçimiyle haz, "Bu iyi hissettiriyor. Daha fazla istiyorum" durumudur.
Öte yandan mutluluk, "Bu iyi hissettiriyor. Ben memnunum. Ben tamamlandım" duygusudur.
Tüm politikası, insan vücudundaki her siniri heyecanlandırmak ve onu yapay gerilimin en yüksek perdesinde tutmak,
her insan arzusunu sınırlarına kadar zorlamak ve fabrikalarımızın,
matbaalarımızın, film stüdyolarımızın ve geri kalan hepsinin ürünleriyle onlara hitap etmek için
mümkün olduğunca çok sayıda yeni arzu ve sentetik tutku yaratmak olan bir toplumda yaşıyoruz.