İçinde yaşadığımız doğa da, aynen Zen öğretmenlerinin yaptığı gibi, sorulan soru hakkında hiç bir açıklamada bulunmuyordu. Doğamız, yalnızca bilmeceleri sormakla yetiniyordu.
Atom fiziği çalışmalarının ilk devrelerinde, aynen Zen'de görüldüğü gibi, mantıklı akıl yürütmeyle çözülemeyecek, karşıtlıkların ardına gizlenmiş bir gerçeklikle karşı karşıya kalınmıştı. Bu gerçekliği anlayıp, kavrayabilmek için ise, yeni bir bilinç düzeyine gerek duyulmuştu.
Bu yeni bilinç, atomsal gerçekliğin yeni bir kavranışı ile ilgiliydi. Ancak burada, bizi bu yenli bilindiğe ulaştıracak öğe, yaşlı bir öğretmen değil, içinde yaşadığımız doğanın ta kendisi idi.
Koanların her biri, Zen öğretisinin değişik bir yönüne ışık tutacak niteliktedir. Rinzai okulu, sahip olduğu karmaşık öğretileri, yalnızca bu yolla öğrencilere iletmektedir. Yani öğrenciye hiçbir pozitif açıklamada bulunulmamaktadır. Öğrenci, .kendi gücüyle ve bu koanlar aracılığı ile gerçekliği kavramak görevi ile baş başa bırakılmıştır.
Koanlar, birçok Zen öğretmeninin, öğrencilerini aydınlatmak üzere yazdıkları, anlaşılması çok güç ve hatta bazen bir bilmeceden farksız ve çoğu kez de anlamsız dizelerdir.