Yıllar geçti.
Kimi günler avuçlarımızdan su gibi kaydı,
kimi günler kalbimize kök saldı.
Mevsimler değişti.
Bir sabah çiçek kokusuyla uyandık,
bir başka sabah yağmurun sesine bıraktık kendimizi.
.
Ama her defasında,
gökyüzü yeniden maviyi buldu.
(Çünkü hayat,
sanıldığı kadar sert değildi.)
Bazen bir pencerenin önünde açan sardunya,
bazen hiç hesapta yokken açılan bir kapı,
bazen hiç beklenmedik bir anda gelen bir haber,
bazen de uzun zamandır görmediğin bir dostun sesiyle
yeniden yeşerebiliyordu insan.
Çocukluk geçti.
Sokaklarda kalan kahkahalar,
eski defterlerin arasında unutulan hayaller,
çoktan uzak yıllara karıştı.
.
Ama şaşırdım,
İnsanın içindeki çocuk
hiç büyümüyormuş aslında.
.
Bir kuş sürüsünü görünce hâlâ sevinmesi,
ilk yağmurda camdan dışarı bakması,