Sergen

Sergen
@Sergen2525
Bilmeyeceksin
Seni saklayacagım bilmeyeceksin Yüzümün kırışık bir çatında, Göğsümün gen boşlugunda, Hududumun son sınırın da, Bilmeyeceksin saklayacağım seni derin bir ağıtta Gevyenin mihrabı titreyecek her solukta Günün arşı sürüklenecek bir boşlukta Güzide bir günah gibi bir uçurum da Gönlümün gölgesinin tam ucunda Bilmeyeceksin saklayacagım seni derin bir yara da. Can Seyfettin AL
Şiir
Reklam
BİLSELER
Seni böyle sevdiğimi bilseler vururlar beni Genç demezler, yetim demezler, bekleyeni var demezler Meydan meydan bir cadde de alnımın çatından Dosta düşmana ibret olsun diye vururlar beni Seni böyle sevdigimi bilseler sürerler beni Kuş uçmaz kervan geçmez diyarlara Mevsimler ırgalanır bembeyaz yüzümde Hiç acımazlar iterler bir uçurumdan aşagıya beni Seni böyle sevdigimi bilseler yakarlar beni Göğsümde milim milim yer etmiş çehren Aklımın kıvrımlarında sevdan Hiç acımazlar şiddetli bir ateşte yakarlar beni Seni böyle sevdigimi bilseler Nerden bilecekler Saatler ilerler zaman ilerler İçimde hiç geçmeyen bir yâr ve hiç iyileşmeyen yarasın sen. Can Seyfettin AL
Şiir
GRAMOFONLAR
Gramafonlar dizerdim masama İnce ellerden geçmiş örtüler Engelli maaşım gülümserdi her ayın başlarında Gidip almaya üşenirdim ihtiyacım olmasa Bir evim vardı hiç yadırgamazdım Senin de hiran burası derdim Dinlen dinlene bildigin kadar koltukta Kapının önünde onun pabuçlarını görmek isterdim Yalnızlığıma ortak bir duruşla Geç kalırdı raylı trenleri suçlardı Yavaş yavaş benimsedim onun tren raylarını da Bir ev, bir kapı, bir pabuç Vaktim olsaydı ben ugrardım ona Akşam olurdu beklerdim Gün yüzü görmemiş kimseler gibi beklerdim Kapı çalardı o oldugunu bilirdim Işınlanırdım salondan kapıya Sarılırdım, sarılırdım, sarılırdım Boynundaki gül kokusuna Gülüşürdük sevinirdik Yan yana gelmemizin hatırına Gece olurdu gazlambaları eşlik ederdi ruhumuza Uyurdu, uyurdum, uyurduk Yarınları kucaklarcasına. Can Seyfettin AL
Şiir
EGİLSİN ÖNÜNDE
Bu gök gürler, yağmurlar yağar Bahçe saksıları suyla dolar Geçerim önünden bir bayramın Bayramlar seni sorar Önünde egilsin gonca veller ve kara dutlar Bu toprak çatlar kızgın güneşten Elim degmez narenciye'ye Uzaklaşır kuşlar, martılar Çarşı pazar seni sorar Egilsin önünde taze yapraklar Göğsümde iniltili bir sızı Çamura bulaşmış pantolonum Hiza hiza bir his içimden geçer Bütün mahalle seni sorar Egilsin önünde kırlangıçlar ve hattatlar Bir hüznün teli yansır yüze Lacivert akvaryumlar sergilenir meydanda Bu ateş, bu su, bu tahta Güne kavuşamadı sancaklar Egilsin önünde topraklar ve yalanlar. Can Seyfettin AL
Şiir
Unutma
Mandalin çiçeklerini bilir misin Her mevsimde yeşermezler dalda Ve insanın ruhuna dokunur gibiler gün sonunda Seni mandalin çiçeklerini sever gibi sevdim Sakın unutma Begonyaları bilir misin mesela Toprakla iç içedir filizleri Bende seni sardım sarmaladım ömrüm boyunca Begonyaları unut, Beni unutma Yabani kara dutları bilir misin gün boyunca Boyları insanların yetişecebilecegi boyutta İnsanın ağzın da mayhoş bir tat bırakır Benden gidişinde ağzım da bu tatta Yabani kara dutları unut, beni unutma. Can Seyfettin AL
Şiir
Reklam