Bi dilekî mezin û ronî heta mirinê ji bo azadiyê li hemberî tarîtiyê berxwedan ! Xweda ronahî ye Maîdyo , em çirûskên wî ! ”
“ Heta mirinê Spîtama , heta mirinê ! ”
Ancak , insan vicdanı kişisel isteklerle hırslar arasında o kadar sıkışıp kalmıştır ki insan , reddedilen şeyin kişisel istek ve hırslar değil , bizzat hayat olduğuna inanır .
Şahsi iyilik ve menfaatin imkansızlığı nereden ileri geliyor ?
Bunun üç sebebi vardır :
1 ) Bu amacı güden fertler arasında daimi bir mücadelenin hüküm sürmesiyle bu fertlerden
birine ait menfaatin fazla , diğerinin ise eksik olmasına yol açması .
2 ) Gafletli bir gözle gördüğümüz şahsi zevklerin sonuçta ızdıraba dönüşmesi .
3 ) Ölüm .
Bilimin ilerlemeleri sayesinde insanlar dağları deliyor , havalarda uçuyor , tabiatın kuvvetlerini kendisine boyun eğdirerek kullanıyor . Telefon aracılığıyla yüzlerce kilometrelik mesafeden ağız ağza konuşuyor . İcat ettiği mikroskop sayesinde
maddenin içindeki mikro âlemleri gözlemleyerek orada yeni
yeni âlemler keşfediyor . Mikro âlemleri gözlemleyerek orada
yeni yeni âlemler keşfediyor . Diğer taraftan üniversiteler , şirketler , savaşlar , parlamentolar , partiler... kısaca bütün bu medeniyet gürültü patırtıları hayat mıdır ?
Hayır . Bağırtılı - çağırtılı bütün bu medeniyet faaliyetleri ,
hayat kapısının önündeki gürültü ve şamatadan başka bir şey
değildir .
" Hayat neden böyle ızdıraplarla , elemlerle doludur ? " Buna Farisiyenler şöyle cevap veriyorlar : " Hayat ızdırap verir .
Şimdiye dek böyle olduğu gibi , bundan sonra da böyle olacaktır ; hayatın iyiliği doğumdan önceki geçmişle ve ölümden
sonraki gelecekle sınırlıdır . " Gerek Buda , Brahma , Tao , gerekse Hıristiyan ve Yahudi mezheplerinin yolundan giden Farisiyenlerin hepsi bu soruya bir ağızdan şöyle cevap vermektedirler : " Şimdiki hayat kötüdür . İnsan ve kâinatın ortaya çıkışıyla başlayan geçmişe ait kötülükler , ölüm ile başlayan gelecekte düzeltilecektir . Gelecek hayatta yapılacak hareketlerin en iyisi , öğretimize tamamen inanıp dini merasimleri tamamen icra etmektir . "