Roman, 1940'lı yıllarda Cezayir'in Akdeniz kıyısındaki sıradan bir Fransız vilayeti olan Oran kentinde geçiyor. Bir sabah, ölü farelerin ortaya çıkmasıyla başlayan olaylar zinciri, kısa sürede insanlara yayılan ve yüksek ölüm oranlarına sahip bir salgına dönüşür. Kent yönetimi, durumu başta inkar etse de, salgının hızla yayılmasıyla şehir karantinaya alınır, kapıları dış dünyaya kapatılır. Hikâye, salgının başlamasından sona ermesine kadar geçen bu karantina sürecini, kent halkının ve farklı karakterlerin değişen psikolojisini ve mücadelelerini anlatır. Anlatıcı, olayları nesnel bir "vakanüvis" üslubuyla aktarır, ancak kimliği ancak romanın sonunda açıklanır.
Veba, insanlık durumunu, felaket karşısındaki ahlaki seçimleri ve dayanışmanın gücünü olağanüstü bir derinlikle inceler. Simgesel anlatımı, romanın yazıldığı dönemdeki politik olaylardan (Nazi işgali) günümüzdeki pandemilere kadar (COVID-19 salgını döneminde tekrar gündeme gelmesi gibi) her dönemin ve evrensel felaketinin izlerini taşımasına olanak tanır.
Albert Camus'un daha önce Yabancı isimli kitabını okuyup diğer okuyucuların aksine ben beğenememiştim bir insan bu kadar "yabancılaşamaz" diye nitelendirmiştim bu kitabında ise yine bir yabancılaşma söz konusu doktor istediği olanığı kendine tanıtır ve şehirden çıkabilir yahut hasta olarak başka şehre gönderiği eşi ile haberleşebilir fakat kitabın sonuna kadar eşinin yanınangitmeyi tercih etmiyor kitabın sonunda bir telgraf çekiyor onunda akıbetini okuyucuya açıklamıyor. Hep bir arada oldukları Cottard tam hastalık bitti derken deliriyor, silahı ile sağa sola hatta ona karşı koymak onu durdurmak için gelen memurlara ve yolda gezen köpeğe ateş açıyor orada bulunan dostları doktor Rieux ve Grand onu durdurmak için seslenme veya yanına gitme teşebbüsünde bile