「 Serhat Şahiner 」

"O halde, uzmanların depolitize yönetimini reddetmek yeterli değildir; hakim iktisadi örgütlenmenin yerine ne önerileceği, alternatif örgütlenme biçimlerinin nasıl tahayyül ve tecrübe edileceği üzerine düşünmeye ve halihazırda var olanda yeninin tohumlarını aramaya koyulmak gerekir. Komünizm yalnızca ya da genellikle sistemin aksadığı anlardaki kitlesel protestolardan ibaret bir karnaval değildir; aynı zamanda herşeyden önce yeni bir örgütlenme disiplin ve sıkı çalışma biçimidır."
Sayfa 120 - Encore Yayınları·Kitabı okudu
Düşünce
Reklam
"Protestocuların üst düzey programlardan yoksun olmasını izah edercesine, mevcut eğilim, sıradan siyasetçileri, depolitize teknokratların (çoğunlukla bankacı; Yunanistan ve İtalya'da olduğu gibi) hakim olduğu "tarafsız" hükümetlerle değiştirmek yönündedir. Renkli "siyasetçiler" gitti, silik uzmanlar geldi. Bu eğilim, kalıcı bir olağanüstü halin ilan edildiği ve siyasi demokrasinin askıya alındığı bir duruma doğru ilerliyor... Avrupa'da özgürlüklerin daralması da apolitik teknokrasiye yönelik bu gidişatla uyumlu bir gelişmedir. Zamanla, otoriter kapitalizmin yeni bir modeli olan Türkiye de bu gidişatın bir parçası. Bazı uğursuz işaretler (2011'de yüzü aşkın gazetecinin İslamcı hükümeti devirme planı yapmak gibi gülünç bir suçlamayla tutuklanması gibi) ekonomik refah ve liberalizmin, otoriter İslam'ın yükselişini gizlediğini gösteriyor. Kısacası Türkiye, Batı'da son derece popüler olan, hoşgörülü bir İslam modeline hizmet eden ülke imgesinden gerçekte epey uzakta."
Sayfa 118 - Encore Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
"İsyanın yüce çoşkusunun sona erdiği günün ertesinde eskinin yerini alacak olumlu düzen nedir? Mevcut protestoların ölümcül zayıflığıyla karşılaştığımız can alıcı nokta burasıdır. Bu protestolar, kendini minimal bir sosyo-siyasi değişim programına dönüştürmekten dahi aciz kalan, sahici bir öfkeyi dile getiriyorlar. Devrimsiz bir isyan ruhunu dışavuruyorlar."
Sayfa 116 - Encore Yayınları·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce
"Çıkarmamız gereken ilk ders, kabahati bireylere ve tavırlarına yüklememektir. Sorun, yozlaşma ya da doyumsuzluk değil, insanları yozlaştıran sistemdir."
Sayfa 115 - Encore Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
"Şunu unutmayalım; Arap Baharı'na katılan ülkelerin hiçbiri resmen demokratik değildi: Hepsi az çok otoriterdi, dolayısıyla toplumsal ve ekonomik adalet talebi aynı zamanda demokrasi talebiyle bütünleşti - adeta yoksulluk iktidardakilerin açgözlülüğü ve çürümüşlüğünün bir sonucuymuş ve bunlardan kurtulmak her şeyi çözecekmiş gibi. Peki demokratik bir ülke olduğumuz halde yoksulluk devam ederse o zaman ne olacak?"
Sayfa 109 - Encore Yayınları·Kitabı okudu
Düşünce
Reklam