Serhat Saitoğlu

Serhat Saitoğlu
@Serhat_Saitoglu
Arapça Öğretmeni/Tercüman
Gazi Üniversitesi Arap Dili Eğitimi
5 okur puanı
Ağustos 2022 tarihinde katıldı
Bir kere daha söyleyeyim; bir grup asker Bir genç kızı esir alırlar, sonra da tecavüz edip katlederler. Ve bu olay çeyrek yüzyıl önce doğum günüme denk gelir. Başkalarının hiç de dert etmeyeceği bu küçük ayrıntı, biliyorum ki ne kadar unutmaya çalışırsam çalışayım sonsuza değin benim peşini bırakmayacak. Rastlantının gerçekliği, pencerenin camı ardındaki dikili ağaçları andıran kırılganlığımdan dolayı içimi kemirip duracak. Aslında olaya genç kızın perspektifinden bakmayı göz ardı eden makalenin eksik bıraktığı asıl gerçekliğe ulaşmak için belki de bu küçük ayrıntıdan daha önemli bir şey yoktur.
Sayfa 61 - Can Sanat Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat & Roman
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bu noktada bazıları işime olan bu düşkünlüğümü, işgale rağmen hayata tutunma arzusu ve sevgisi olarak yorumlayabilir ya da bu dünyada yaşamayı hak eden bir şeylerin var olduğuna dair ısrarımdan kaynaklandığını düşünebilirler.
Sayfa 58 - Can Sanat Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat & Roman
Fakat sınırlar dahilinde hareket etmeyi ve sınırları aşmamayı başaranların sayısı pek azdır ve ne yazık ki ben bunlardan biri değilim. Nerede bir sınır görsem ya ona doğru koşar, üstünden atlarım ya da sinsi bir manevrayla bir adımda diğer yanına geçiveririm.
Sayfa 54 - Can Sanat Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat & Roman
Motor durdu, araçtan önce komutan indi, sonra da diğerleri. Nöbetçi askere diğer yerlerden bir farkı olmayan kumlu bir yeri işaret ederek iki metre boyunda, yarım metre eninde bir çukur kazmasını emretti. Kamptan ayrılmalarının üzerinden daha birkaç dakika geçmeden küreğin ağzı komutanın işaret ettiği yerdeydi. Kürek kumu usulca yardı ve mümkün olduğu kadar kum kaldırdı. Asker kolunun ve kürek sapının ulaştığı yere kadar savurdu kumu. Küreğin kumu alıp savururken çıkardığı hışırtı, tepelerin ardından gelen ancak mesafenin etkisiyle belirsizleşen asker uğultuları dışında kazı çalışması neredeyse tam bir sessizlik içinde devam etti. Ansızın, keskin bir bağırış yükseldi. Genç kız ağlayarak kaçıyordu. Kafasının sağ tarafına isabet eden kurşunun sesi duyulmadan hemen önce kumun üzerine düştü. Ortalık yeniden sessizleşti. Kafasından kumun üzerine kanlar aktı ve kum kanları çabucak emdi. Öğle güneşinin ışıkları, kum rengindeki çıplak kalçasını aydınlattı. Çukuru kazan asker ile onun yanındaki çavuşu ve şoförü bırakıp araca döndü. Titriyordu. Bir süre sonra yanına gelen şoför, kızın ölmemiş olabileceğini, böyle bırakılıp gidilemeyeceğini, öldüğünden emin olmak gerektiğini söyledi. Titremeye devam ediyordu, bağırsakları yırtılmış gibi hareketsizdi. Sonra ağzını kıpırdattı ve şoföre, "Çavuşa bu işi bitirmesini söyle," diye emretti. Boşlukta altı kurşun sesi daha yankılandı, sonra yeniden sessizlik egemen oldu. 13 Ağustos 1949 sabahıydı.
Sayfa 50 - Can Sanat Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat & Roman
Bir süre sonra hareket etti ve keskin bir gıcırtı çıkaran ikinci karyolaya doğru gitti. bacağını karyolanın soğuk demirine değdirdi. Titreyen nefesleri, bir köşede iki büklüm olan kızın tedirgin nefeslerine karıştı. Yatağa girecekti ki odayı kızın bağırışı doldurdu, hemen ardından köpeğin havlamaları başladı. Bunun üzerine kızın üzerine atıldı ve eliyle susturmak için kızın ağzını aradı. Tam o sırada kız, onun elini dişlerinin arasına alarak ısırdı. Hızlıca elini çekti ve diğer eliyle kızın saçlarından kavradı fakat hala neftli olan saçlar parmaklarının arasından kaydı ve kısa süreliğine elinden kurtuldu. Bu defa sol eliyle kızın boğazını bastırdı ve yumruk yaptığı sağ elini yüzüne indirdi. Kız daha fazla kıpırdayamadı. Bir süre kızın üzerine kapaklanarak öylece durdu. Sonra yanına uzanıp titreyen bedenini onun bedenine yaklaştırmaya çalıştı. Kalbinin hızlanmış vuruşları, kızın göğsünde yankılanıyordu.
Sayfa 42 - Can Sanat Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat & Roman