7 yaşındayken bir sabah bir acı çığlık sesiyle uyanmıştım, 10 aylık olan kardeşimin öldüğünü duyunca şaşırmıştım, ölümün nasıl bir şey olduğunun farkına varamamıştım, annemin ağlamasını ve kahrolmasını uzaktan izliyordum, komşular akrabalar gelip gidip duruyordu göç etti kardeşin bu dünyadan diyorlardı, nereye gitti kardeşim sorduğumda gökyüzüne diyorlardı,o gece köye uzun bir yolculuk yaptığımızda köy evine ilk girdiğimde çocuk aklı hemen bir uçurtma yapmaya başladım, her gün uçuruyordum bir gün uçurtmayı tutar da onu oradan indiririm ümidiyle hiç pes etmiyordum bugün olmaz yarın olur diyordum, her gün uçurtma uçurmak koymadı da biraz büyüyünce hiç dönmeyeceğini öğrenmek koydu, bir gün elbet kavuşma umuduyla kardeşim...
Mescid-i-Aksa
Mescid-i Aksa’yı gördüm düşümde
Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu
Varıp eşiğine alnımı koydum
Sanki bir yer altı nehr çağlıyordu
Gözlerim yollarda bekler dururum
Nerde kardeşlerim diyordu bir ses
İlk Kıblesi benim ulu Nebi’nin
Unuttu mu bunu acaba herkes
Burak dolanırdı yörelerimde
Mi’raca yol veren hız üssü idim
Bellidir kutsallığım şehir ismimden
Her yana nur saçan bir kürsü idim
Hani o günler ki binlerce mü’min
Tek yürek halinde bana koşardı
Hemşehrim nebi’ler yüzü hürmetine
Cevaba erişen dualar vardı
Şimdi kimsecikler varmaz yanıma
Mü’minde yoksunum tek ve tenhayım
Rüzgarlar silemez gözyaşlarımı
Çöllerde kayıp bir yetim vâhayım
Mescid-i Aksa’yı gördüm düşümde
Götür müslümana selam diyordu
Dayanamıyorum bu ayrılığa
Kucaklasın beni İslâm diyordu
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- buyurdular:
“Üzerine güneş doğan en hayırlı gün Cuma günüdür. Âdem o gün yaratıldı, o gün cennete konuldu ve yine o gün cennetten çıkarıldı.” (Müslim, Cuma 17, 18. Tirmizî, Cuma 1, 2; Nesâî, Cuma 4, 45)