Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Altı harfli bir tatlı: Meltem.
Sevginin en masum, en duru hâli…
Annesi babası ayrılmış, babaannesinin yanında büyüyen bir çocuk.
Ait olmayı, koşulsuz sevilmeyi, değer görmeyi tam bilmeden büyüyen bir yürek…
Eksik sandığı yerlerinden incinmiş,
ama içindeki iyiliği hiç kaybetmemiş bir çocuk.
Ve sonunda anlıyorum;
Benim tatlım da beş harfli bir tatlı GÖKÇE
İnsanın bir derdi olmayagörsün , bütün çareleri öğrenirdi…
Ah mercan ah mercan… bırakmayı bir öğrenseydinnnnn… Her şey yoluna girecekti…
Güzeldi gerçekten…
Hiçbir yere tam ait olamamış, valizi hep kapının yanında büyümüş bir çocuk…
Kök salamadan, alışamadan, “burası benim” diyemeden geçen yıllar…
Yıllarca “evim” diyebileceği o yeri arıyor. Ev değiştiriyor, sokaklar aşıyor, günlerce yürüyor.
Belki bir kapı açılır da içeri girince kalbi susar diye…
Ama sonunda anlıyor ki aradığı şey bir kapı, bir anahtar, bir adres değil.
İnsanın içini ısıtan o duygu.
Ev bazen bir mekân değil; insanın kendisi.
Ev, bulunacak değil, olunacak bir şey.
Teşekkürler Nermin Yıldırım, kalbime usulca dokunan bu hikâye için.