Hümeyra Esma Yalçınkaya

Hümeyra Esma Yalçınkaya
@Sermest_
Öğretmen
Lisans(İ.Ü. Türk Dili ve Edebiyatı)
İstanbul
Erzincan
26 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi·180 syf.··
2021 663. kitabı
Delilik bir tercihtir… Normalleşmeyin. Çünkü normalleştikçe mürebbiye kılıklı kadınlarla, ambar memuru tipli erkekler arasındaki ilişkiler biçimi olur hayat. Sıkıcı ve bunaltıcı. Gri. Siz deliliği seçin. Çünkü delilik güzeldir, bitmez. Ve hiçbir delirmenin yıldönümü olmaz. Delileri kapatmaya başladıklarından beri dünya gerçekten tatsız tuzsuz bir yer artık. Carl Jung “Bana aklı başında birini gösterin size onu iyileştireyim” derken sanırım tam da bu tatsızlıktan söz ediyordu bize.Evet delilik bir tercihtir. Çünkü bu kirli gerçekliğe karşı koyabilmenin tek yolu o. Çünkü gözünüzün önünde ellerinizi kollarınızı bağlayarak iş tutan saf kötülüğe dayanabilmenin ve onu alt edebilmenin tek yolu o. Normallik denilen illete karşı hayat denilen bu kısa hikayeyi katlanabilir kılmanın tek yolu da o. Normallik ve delilik, aşk ve gurur gibidir. Aşkın ve gururun bir arada olamazlığı gibidir onların ilişkisi de. Aşk deliliği, gurur normalliği besler. Aşık olan herkes deliliğe bir adım daha yaklaşırken, normalleşenler gururuna saplanıp kalır. Eğer gurur yapıyorsanız normalleşiyorsunuzdur. Oysa hiçbir aşık ya da deli gurur nedir bilmez. Onlar dünyayı sadece görmek istediği gibi görmeyi tercih edenlerdir. Deliler aşk ehlidir ve aşksa bünyesinde gururu değil fedayı barındırır. Bu dünyaya rağmen bu dünya için bedeni ve aklı feda etmektir delilik. Artık dünya, aşkı bağrından söküp atan ve normalliğin o köhne gururuna saplananların dünyası. O nedenle çirkin ve kötü. Saf kötülüğün her yere sindiği bir yer dünya. Deliler azaldıkça çirkinliğin arttığı, güzellik ve estetik diye pespayeliğin elimize tutuşturulduğu bir uzay-zaman-mekan dünya. Çocukları öldürmenin normal, öldürenlerin ceza almasını istemenin delilik olduğu günler. Bunu istemek delilik çünkü “katiller ceza alsın” demek bile bu
Deliliğe ÖvgüDesiderius Erasmus · Öteki Yayınları · 201615,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Aşkta Duruşunu Söyle Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim
Puan vermedi·141 syf.··
2021 3. kitabı
Lise yıllarında adlarını ezberlemek,öğretmenlik yıllarında da ezberletmek zorunda kaldığım kitapların en meşhurlarından biridir İntibah.(ilk edebi eser lakabı bu kitabı diğerlerinden bir adım öne taşır).Gerek okuma ve okutma alışkanlığımızın olmamasından,gerek onca yoğun derslerin koşuşuşturmasından gerekse eski kitaplar olmasından adlarını adımız kadar iyi bildiğimiz bu kitapları okuma ihtimalimiz düşüktür.Tam da bu sarikle ben de geç okudum İntibah ve benzeri klasikleri. Benden önce birçok değerlendirme yapılmış kitap hakkında.O sebeple tekrara düşmek istemiyorum.Okuyanların bildiği gibi kitabın 3 ana karakteri var: Mahpeyker.Dilaşup ve Ali Bey.Yani bir adama aşık iki kadın. Bence kitap incelenirken, kendi karakterleri doğrultusunda samimi bir aşkı yaşayan iki kadının aşk karşısındaki duruşlarından yola çıkılmalı.Biri " aşkı için "ölümü" göze alan" Dilaşup diğeri "aşkı için "öldürmeyi" göze alan" Mahpeyker.Her iki kadın da kendi fıtratları doğrultusunda yaşıyorlar aşklarını; tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi. Kişilerin tercihleri;olayları algılayışları,verdikleri tepkiler onların karakterlerinin en önemli ipuçlarıdır.Bu ipuçlarının en samimi,en saf,en ön yargısız hallerini ise insan ya alkollüyken ya da aşıkken ortaya koyar diye düşünüyorum.Çünkü her iki durumda da bilinç ve irade askıya alınmıştır.Bu bağlamda ele aldığımızda romanı (dönemin edebiyatındaki romantizm etkisini de hesaba katarsak) Namık Kemal'in bu iki karakteri aşk üçgeni kurgusunda çok iyi işlediği kanaatindeyim. Zeki,hırslı,gözüpek Mahpeyker tutkularıyla gözünü karartırken; munis,gözü açılmamış,yumuşak kalpli Dilaşup şefkatiyle göğsünü siper eder aşkına.O noktada Ali Bey'in silik varlığı, kararsız duruşu,zayıf kararkteri çok etkin değildir romanın akışında.Ali Bey'in romandaki rolü sanki
İntibahNamık Kemal · Ihlamur Yayınları · 201149,1bin okunma
Kesişen Yollar
Puan vermedi·343 syf.··
2021 2. kitabı
Kitap ilk çıktığında okumuştum ve Livaneli’nin okuduğum ilk kitabıydı.Konu daha önce bu kadar cüretkarca vurgulanmamış bir ana tema üzerine kuruluydu.(en azından ben ilk kez karşılaşıyordum).Yorumlara göz attığımda gördüm ki birçok yönden değerlendirilmiş, eleştirilmiş,irdelenmiş. Bence ilgi çekici ,iyi kurgulanmış ve kahramanları iyi seçilmiş bir kitap. Meryem,Cemal ve Prof. İlhan günümüzün toplumsal sorun ve çelişkilerini temsil ediyorlar. Mutluluk paydasında kesişen hayatlarını okurken topluma dair belki de ötelediğimiz toplumsal yaralarda kendi mutluluk anlayışımızı da sorgulama ihtiyacı duyuyoruz . Onaylasakta onaylamasakta kökleşmiş yargılarımız , kabullenişlerimiz,algılarımız var milletçe. Bunlarla beraber yaşarken vermediğimiz veya veremediğimiz tepkileri okuyunca yazara ,kitaba ,ele alış tarzına cephe almayı sağlıklı ve gerçekçi bulmuyorum . Beni hikayede en çok Meryem etkilemişti. Yaşadıklarına,acemiliklerine,ezilmişliğine,küçük bir genç kız olmasına rağmen kendisini geliştirmesi, kendi çapında kendini eğitmesi,uyum sağlaması ve tüm bu süreçten ayaklarının üzerinde durmayı başararak çıkması bana”eğer insanın içinde bir cevher varsa, er ya da geç ne olursa olsun ortaya çıkıyor.” Diye düşündürmüştü. Belki alakasız gelecek ama ben Çalıkuşu’nda da aynı enerjiyi hissetmiştim.Belki de her şeye rağmen “içindeki kendiliği yaşama ısrarı ve azminde olan “ insanlara karşı bir zaafım var;bilemiyorum. Vesselam...
MutlulukZülfü Livaneli · Remzi Kitabevi · 200843,6bin okunma
Bilmediğimiz Gerçekler
Puan vermedi·408 syf.··
2021 1. kitabı
Edebiyat öğretmeni olmama rağmen Halit Ziya’nın bu kitabının sadece adını ve anı kitabı olduğunu biliyordum. Ta ki 10 sene önce Yıldıray Oğur’un şu köşe yazısını okuyana kadar: Yıldıray Oğur 27 Haziran 2010 Pazar Bir Acı Hikaye Aşk-ı Memnu dizisiyle Halit Ziya Uşaklıgil’in kitapları yeniden keşfedildi. Raflarda görünür yerlere çıkan kitaplardan en ünlüleri marketlerde bile bulunabiliyor artık. Biri hariç: Bir Acı Hikâye. Selim İleri Kırık Deniz Kabukları’nı yazmasa ilk baskısı 1942 yılında yayımlanmış, sonra yapılan baskıları da tükenmiş kitabı da, kitaptaki acı hikâyenin sahibi Halit Ziya’nın oğlu Vedat’ı da kimse hatırlamayacaktı. Hâlbuki cesur bir yapımcının elinde, 33 yaşında başkâtip olarak bulunduğu Tiran’da intihar eden Vedat’ın hikâyesi, en az Aşk-ı Memnu kadar etkileyici bir televizyon dizisi hatta bir sinema filmine dönüşebilirdi. Bu iş cesaret istiyor çünkü Vedat’ın hikâyesinin içinden Atatürk, Latife Hanım ve erken Cumhuriyet döneminin tüm Ankara ayak oyunları geçiyor. Erken Cumhuriyet döneminin Ankara’sında bir yıldız genç olarak dolaşmış Vedat’ın gerçek hikâyesinin önündeki en büyük tabu ise Rıza Nur’un elden ele dolaşan öfkeli hatıralarındaki iddialar. Ve tabii ki eşcinsellik meselesiyle ilgili her türlü tabu ve cızz şey. Eşcinsellik meselesi. Çünkü Vedat, Halit Ziya bunu kitapta bir baba şefkatiyle saklasa da bir eşcinsel. 1904 yılında doğan Vedat, daha önce hastalıklar yüzünden Sadun ve Güzin adlı iki çocuklarını toprağa vermiş Halit Ziya ve eşi için yeni bir yaşam kaynağı olur. Ülkenin en Batılı ve zengin ailelerinden Uşaklızade ailesi içinde doğan Vedat, hangi dili öğrenmesi isteniyorsa o milletten bir dadıya sahip olacak kadar iyi bir eğitim alır. Almanca, Fransızca ve İngilizce öğrenen Vedat’ın esas tutkusu müziğe ve piyanoyadır. İttihat
Bir Acı HikayeHalid Ziya Uşaklıgil · Özgür Yayınları · 2013303 okunma