Ocağın kenarına düşmüş yaş odunun, diğerlerinin ateşiyle kavrulup kömürleşmesi -ama ne tam yanmış ne de yaş kalmış halde-, sadece diğer odunların dumanı ve nefesiyle boğulması gibi.
Birbirini daha önce gören iki âşığın, aralarında oluşan gizli bağla, bu duyguyu her zaman hissetmesi doğal değil mi? Bu alçak dünyada ya onun aşkını istiyordum ya da hiç kimsenin. Acaba başka birisinin beni etkilemesi mümkün müydü?
Gönlümün derinliklerinde, kendimi unutkanlık uykusuna teslim etme arzusu uyanıyordu. Keşke unutmak mümkün olsa ve böyle devam edebilseydi. Keşke gözlerim kapanınca, uyku ötesine, yavaş yavaş yokluğa doğru gitse de varlığımı hissetmesem! Keşke mümkün olsa da bütün varlığım bir mürekkep lekesinde, bir musiki ahenginde ya da renkli bir ışıkta erise ve sonra da bu dalgalar, şekiller gitgide büyüse, tamamen yok olup ortadan kalksaydı; o zaman dileğime kavuşurdum.