Memleketin ve toplumun nabzı, biraz da cezaevlerinde atar. Bu atışları dinlemeyi ve değerlendirmeyi bilen, aydın insan içindir ki, cezaevi, bir üniversite olabilir. Eğer bu görüş doğruysa?…
Yolumuzu, biz mi tayin ederiz? Yoksa birtakım eller, çıktığımız yolculukta bizi, kendi şartlarına ve kanunlarına göre, bu şartların çizdiği istikametlere doğru mu iterler?
Örneğin deniz kabuklarını ele alalım. Herkes bu kabukları kuşağına dayadığında denizin sesini duyacağını bilir. Derler ki aslında duyulan kan akışımızın sesinin yükseltilmişidir. Ancak bu, gerçekten doğru bir açıklama mıdır? Bunu inceleyen olmuş mudur? Deniz kabuğundan gelen sesi (mesajı) şimdiye kadar kimse çözmeye çalıştı mı?