Geçmişin nadir mutlu hatıralarını eşyalarıyla birlikte saklayan acılı kadınları asıl yaralayan, eşyaların kırılması, eskimesi veya bozulması değil, eskiye dair güzel izlerin hayatlarından bir anda silinmesiydi. Üzerine titredikleri, ihtimam gösterdikleri, bir nesneden ziyade ona yükledikleri duygulardı. O duygular, gözleri gibi sakındıkları kimi eşyaları eşsiz bir hale dönüştürüyor, benzerleriyle değiştirilmesini, yerine yenisinin alınmasını imkansızlaştırıyordu. Senelerce korumayı başardıkları şeylerin kırılması, kaybolması, solup gitmesi, o güzel anların bir daha yaşanmamacasına bitip gittiğini ilan ediyor ve bunu kabullenmek, canlarını her şeyden daha fazla acıtıyordu.