Yıllar içinde tecrübe ettiğimiz dostluk ve ilişkilerin sayısı arttıkça, kafamızdaki 'doğru insanı' da sürekli revize ederiz. Hayatımıza giren insan sayısı arttıkça, doğru kişiyi bulmaya olan hevesimiz (bana kalırsa bu sadece hırs) aynı oranda artar. Dünyamıza dahil olan her yeni insanı, kafamızda yaratığımız 'o kalıba' oturtmaya çalışırız. Ama ne kadar oturtmaya çalışsak da, o kalıba bir türlü sığmaz. Bu durum da öfkeye sebep olur. Bazen kendimize kızarız; “Ben nerede yanlış yapıyorum, neden olmuyor” diye... Fakat çoğunlukla diğer insanlara kızarız. Bizim için doğru olanın, onlar için de doğru olduğuna eminizdir çünkü. Neden bizim istediğimiz gibi olmuyorlardır o halde? Cevap veriyorum: Çünkü bizim 'doğru'muz, karşımızdakinin verebileceği en iyi kara, olabileceği en iyi insan veya sahip olabileceği en güzel erdem olmayabilir...