Uygurların günlük yaşantıları hakkında derin manalı malumat içeren başarılı bir eser. Bu yüzden Doğu Türkistan coğrafyasının güncel durumunu ve tarihini öğrenmek isteyen herkes için kesinlikle okunması gereken bir başyapıt!
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan ve tarihini öğrenmek isteyen herkesin kesinlikle okuması gereken bir kitap. Kitabın bilimsel bir çalışma olması kitabın ehemmiyetini arttırıyor.
Gandhi'ye dair çoğu şeyi "Gandhi" filminden ve "Gandhi'den Yaşam Dersleri" kitabından öğrenmiştim ancak bu kitapta öyle önemli bir detayı öğrendim ki iyi ki okumuşum dedim.
Dünya Harbi'nde Gandhi'nin çağrısıyla Hintliler İngilizler'in yanında yer alıyor. İngilizler kime karşı savaşıyor? Almanya. Almanya'nın müttefiki olmak zorunda olan ülke hangisi? Türkiye.
Hintli Müslümanlar Türkiye ile savaşmak istemiyor ancak Gandhi ısrar ediyor ve ne yazık ki Müslümana kardeşini öldürtüyor.
Hani savaşa hayır, şiddete hayır ilkesi?
Gandhi bir Hindu'nun diğer Hindu'yu öldürmesine rıza göstermiyor ancak Müslümanları birbirine düşürüyor!
Tarihte mazlumlar hep Müslümanlar oldu. Bu hikaye bize bir kere daha gösterdi ki en güzel din, rejim, felsefe veya ne derseniz İSLAM'dır. İslam haricinde her düzen eksik ve kusurlu kalacaktır. Yapılan onca güzellik boşa çıkacaktır!
Vesselam.
İnsan her durumda çabalamayı ve düştüğü yerden kalkmayı bazı stratejilerle bilebilir. Mesela düşmanının olmasından ötürü çalışmaktan vazgeçmeyip yaptığı işe daha da asılırsa kazanır. Kütüphanelerde güzel bir strateji kitabı olarak bulunmasını elzem gördüğüm Wilhelm Schmid'in Düşmanlığın Faydaları adlı kitabındaki beğendiğim bazı noktaları paylaşmak istiyorum.
Birincisi, düşmanlarımız olduğunda bizler zor durumlarla baş etme becerimizi güçlendirmiş oluruz. Bir başka olayda zorlanmaz daha rahat çözebiliriz.
İkincisi, düşmanlarımızı tamamen sırtımızdan atarsak belki de dostlarımızla bozuşmaya başlayabiliriz. İşte günümüz ümmetinin hali! İsrail'i, Amerika'yı baş düşman görmüyoruz. İnsanlar uzaya çıkıyor, biz yüzyıllardır tartışılan kelami konulardan öteye gidemiyoruz. Ülke içine bakıldığında hâlâ bizim başörtümüzle uğraşıyorlar, hâlâ siyaset kavgalarından öteye gidemiyoruz. Dünya bilgi çağını hangi noktaya taşımış! Bu düşmanı bilmeme sorumsuzluğu kendi sonumuzu getiriyor maalesef.
Üçüncüsü, iyinin tehditçilerini itibarsızlaştırmak, kötülere karşı yapılabilecek kötü hareketleri meşrulaştırmış olur. Bu cümleler bana Suç ve Ceza'daki cinayeti hatırlattı. İslam'dan yoksun bir ceza algısı her yolu mübah kılıyor ne yazık ki. Ancak unutmamalı ki İslam insana insan olduğu için değer verir. Kim olursa olsun ancak hak ettiği cezayı çekmelidir. Fazlasını ve zalimcesini değil!
Son olarak değinmek istediğim nokta ise en iyi hedefin kötüyü geriletmek ve onun şiddetini azaltmak olduğudur. Merhum üstadımız Sezai Karakoç'un cümlesi geldi hatrıma: "Kötülükleri bitiremeyiz ama iyilikleri çoğaltabiliriz." Ne mutlu iyilik tohumlarını saçanlara!
Bu kitap ülkemizdeki bütün kadınlar tarafından okunsa ilim ve medeniyet anlayışımızın zirveye taşınacağını garantileyebiliriz. Dindar, çalışkan, azimli ve hizmet aşkıyla yanıp tutuşan büyüklerimizin; gayesiz, külkedisi rolünde torunları olmak bize hiç yakışmıyor. Çöküşümüze sebep oluyor. Kitaptaki rol model olan saygın kadınlardan çıkardığım en büyük ders: "Çalışmak, okumak, sabretmek ve bütün bunları maneviyat ile kuvvetlendirmek!"