Biliyordum ki, güneş batmadan bu zengin adamın canını alacak. Şöyle düşündüm, 'Bu adam önündeki bir yıl için plan yapiyor, ancak akşam olmadan öleceğini bilmiyor.' Ardından Tanrı'nın söylediği ikinci sözü hatırladım. 'İnsana verilmemiş olanı öğren.' İnsanın içinde neyle yaşayabildiğini öğrenmiştim. Şimdi de ona neyin verilmediğini arıyordum. İnsana kendi ihtiyaçlarımı bilme yetisi verilmemişti. Ben de ikinci kez gülümsedim. Hem yoldaşımı gördüğüm için memnundum hem de Tanrı'nin bana ikinci öğretisini göstermiş olmasına sevindim.
Son 2 3 paragrafta girip de kitap bittikten sonra yarım saat boyunca kendine gerizekalı dedirten karakter dışında gayet güzeldi. 70 ler İstanbul'unda yaşanan çocuk cinayetlerini ve katilin bulunma sürecini anlatıyor. Diyarbakır'dan İstanbul'a kadar eli kolu uzayan ağalar ve ağalık sisteminden bahsediliyor. Bir de son sayfalardan anladığım kadarıyla bu kitabın devamı gelecek ama bununla ilgili tam bür bilgim de yok, onu araştırmak lazım. Velasıl kelam güzeldi, aşırı iyi mükemmel değildi ama gayet güzeldi o yüzden de puanım 8 Ölü Çocuklar Şehri
Kâmil sokağa çıkınca bir cigara yaktı. Onca yılın acısı, aldatılmanın yüreğinin derinliklerine çöken tortusu bir anda kaybolup gitmişti... Aslnda düşene tekme atmak Kamil'in kitabında yazmazdı. Ama Hülya kötüydü. Gerçekten de anasının karından kötü doğanlar vardı bu dünyada.