Evet, eğer kadın için bir kurtuluş gelecekse, bu yine ve ancak kadın eliyle olacaktı. Erkeğin fetişleştirdiği kadın cinselliği ve bu mantığın ürünü olan cinsel saldırganlık yalnızca erkeklik kültürünün iğrençliğiydi.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Biz, Mezopotamya’nın çocuklarıyız. Yüzyıllardır bu topraklarda yaşar, dağlarımızı, nehirlerimizi, kültürümüzü kutsal biliriz. Toprak Ana bizim için sadece bir coğrafya değil, geçmişimizin ve geleceğimizin evidir.
Bazen kardeşlikten söz edersiniz, ama bazen de kökenimiz, dilimiz, kültürümüz yok sayılır. Oysa biz, tarihimizle, dilimizle, geleneklerimizle varız ve var olmaya devam edeceğiz.
Bizim milliyetçiliğimiz kimseyi küçültmez, kimseyi ötekileştirmez. Sadece kendi kimliğimizin, dilimizin, kültürümüzün yaşaması için bir dayanışmadır. Bir halkın kendi varlığını savunması, başkalarına düşmanlık anlamına gelmez.
Dilimizi “karışık dil” diye küçümsediniz belki ama o dil binlerce yıllık bir hafızayı taşır. Güneş bizim için umuttur, özgürlüktür; bunu dile getirmek suç olmamalıdır.
Biz kimseye düşman değiliz, bölücü değiliz. Mezopotamya, bin yıllardır farklı halkların, inançların bir arada yaşadığı topraklardır. Biz de bu toprakların bir parçasıyız.
Zagros’tan Şengal’e, Ararat’tan Dicle’ye kadar her dağ, her ırmak hikâyemizi anlatır. Fırat coşkun akar, Dicle sessizce derinlikleri fısıldar. Bu coğrafya tarihten beri atalarımızın yurdudur ve bizim öz topraklarımızdır.
Biz Mezopotamya’yız. Biz kendi varlığımızla, dilimizle, kültürümüzle var olmak istiyoruz. Kimseyi ötekileştirmeden, kimseye düşman olmadan, kardeşçe, özgürce yaşamak istiyoruz.
Nîviskar: Rosti.Agiri