Yeni bir ruh, yeni bir duygu, eskisinden daha büyük bir inanç ve irade açığa çıkmıştı. Halk artık özgürlüğün kokusunu alıyor, kültürünü daha derinden hissediyor ve kimliği ile yaşamanın tadına varıyordu.
"Her insan coğrafyasına benzer" sözü en çok Kürtleri tarif ediyor. Hakikaten halkımız ruhsal ve duygusal olarak Kürdistan coğrafyasına benziyor ve bu durum her fırsatta kendisini dışa vuruyor. Kürdistan doğası gibi toplumumuzun doğası da çok renkli ve halk tüm duyguları iç içe yaşayan bir karaktere sahip.
Bu yüzden bize tek yol kalıyordu; kuşanıp halkımızın özgürlüğü, toplumumuzun hakları için savaşa hazırlanmalıydık. Çünkü hak ve özgürlüklerini toplum olarak sağlayamamış olsa da Kürt halkının karakteri tüm zorluk ve zulümlere rağmen tarih boyunca haksızlığa karşı direniş ve başkaldırı olmuştur.
Varlığımızı korumak için askeri kuvvetlerimizi güçlendirmekten başka çaremiz yoktu. Varlığınızı tanımayan ve savaştan başka bir dil bilmeyen güçlere karşı, toplumunuzu doğru örgütleyip bilinçlendirmeniz gerekir ve tüm alanlarda kuvvetlenerek sağlam bir güç haline gelip varlığınızı korumanız farzdır. Eğer böyle yapılmazsa ortaya çıkan sonuç, güçlünün kanununun güçsüzü yendiği bir kadere dönüşür.