En nihayet anladım, adam kaçık değil, sağır ve dilsizdi. İçeridekilerin sessizliğine bakılırsa, herhalde mekanını da suskunlukla mühürlemişti. Küçük bir adacık inşa etmişti buraya. Sessiz bir adacık. Ve muhtemelen bütün bu insanlar da o sessizliğe sığınmaya gelmişti. İçlerinde kırgın bir ümitle herhalde: Konuştuklarını anlamayanlar, belki sustuklarını dinlemeyi becerirdi.
Tüm çocuklar yaralarını koyar sırt çantasına, çeker gider o evden. Pencere önlerinde gelsin diye beklersin sonra, Bir gün büyüdüğünde üzmesinler, ezmesinler istiyorsan yavrunu, önce sen üzme, sen ezme. Senin değer verdiğine tüm dünya değer verir ve senin doyuramadığını doyuramaz insanlık bir araya gelse.
- Dilek Bilgiç Esen