Tamda çağımızda herkesin tembellik yaptığı, bir kereden bir şey olmaz diyerek sigaraya, alkole başladığı zamanda okumam beni çok sevindirdi. Bir genç olarak gerçekten kitaptan etkilendiğimi belirtmek isterim. Bir çok cümle ve paragraf beni kendine hayran bıraktı, birkaç tanesini buraya not etmek istiyorum.
"Servetin, iktidar ve şöhretin son haddine varmış nice insan vardır ki, içi daima saadet dünyasının hasretiyle yanıp tutuşur. Mükellef apartmanlarda, göz kamaştırıcı bir konfor ve lüks içinde yaşayan insanlar görürsün ki, bunun hepsini bir günlük saadetle değişmeye hazırdır. Çünkü saadet tamamiyle gönül işidir. Ve içimizdedir. Onu kendi içimizden başka bir yerde sanıp aramak ve saadeti sırf servet, iktidar ve şöhrette görmek çölde serabı su zannetmektir."
"Saadet, define gibi bir tesadüf kazması darbesiyle bulunuveren bir nimet değildir. O ne şanstır, ne mirastır, ne piyangodur, ne mevki ve servettir. Saadet, cehd ile irademizin kuvvetiyle zapt edebileceğimiz bir kaledir."
"Çalışmak, varlığını ve mevkiini emeğinin hakkı ve ehliyetinin mükafatı olarak kazanmaktır. Temiz yürekli bir insan için saadet, ancak böyle bir muvaffakiyettedir."
"Okuyucum! Tekrar edeyim ki, insan için mevki, servet ve şöhret gaye değildir; gaye olan saadettir. Saadetin şartı ise, insanın kendi içi ile mutabık(uyumlu) yaşamasıdır. Beni dinle! İçinle, işin ve mesleğin mutabık olsun. Huzur ve saadet bundadır."
...