Sevgii

Sevgii
@Sevgiaksak
Türkçe öğretmeni
226 okur puanı
Aralık 2021 tarihinde katıldı
Uğultu tepeler
Puan vermedi·408 syf.··
2025 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2025 15:03
Kitap hakkında bilgi vermeden önce sizinle yazarı hakkında bir kaç bilgi paylaşmak istiyorum. Kitap ilk olarak Türkiye de “Rüzgarlı Bayır” adıyla daha sonrasında “Uğultulu Tepeler” ismiyle yayınlanmış bir kitaptır. Yazıldığı dönemde kadınların edebiyatla uğraşması hoş görülmediği için Emily Bronte, şiirlerini erkek kimliğiyle yazmış ve Uğultulu Tepeler eserinde de “Ellis Bell” adını kullanmıştır. Emily, öldükten sonra ise kız kardeşi kitabın ikinci baskısında Emily’in kendi adını kullanarak bastırıyor. Bu eser aynı zamanda Emily’in tek romanı. Yazar hakkında bilgi vermem bittiği için kitaba dönüyorum hemen. Biraz ayrıntılı vereceğim için spoi olabilir. Spoiler istemeyen lütfen okumasın. ———————————————— Kitabımız bir kiracının ev tutması ile başlıyor. Bu kiracının ev sahibi ise oldukça suratsız, sevilmeyen bir adam olan ve uğultulu tepelerde yaşayan Heathcliff’den başkası değil. Aynı şekilde o evde yaşayan diğer insanların da bu ev sahibini sevmediği oldukça aşikar. Kiracımız onlarla arkadaşlık kurmaya, sohbet etmeye çalışıyor ama nafile. Çünkü hiçbiri onunla doğru dürüst sohbet etmediği gibi acımasız cümleleriyle kiracı kadına istenmediğini net bir şekilde belli ediyorlar. Kiracı kadın da bu durumu kabullenerek çareyi kirada oturmakta olduğu çiftlik evine gitmekte buluyor. Orada da çok tatlı bir kadın kahya var, Mrs. Dean. Hikaye onun ağzından gözlemci bir bakış açısıyla anlatılıyor. Öyle sürükleyici bir şekilde anlatıyor ki sanırsınız o cidden karşısınızda ve elinde ipi ve şişiyle örgü yaparken size heyecanlı heyecanlı anlatıyor. O anlattıkça merak duygunuz daha artıyor ve sonunu büyük bir heyecanla nereye bağlayacak diye bekliyorsunuz. Evet, Mrs. Dean’i dinlemek aynı böyle duygular yaşatıyor bize. Meğer bu sevilmeyen adam olan Heathcliff, uğultulu tepelerdeki o
Aşk
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Can Yayınları · 202558bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
6/10
·320 syf.··
2022 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2022 02:20
Kitaba çok büyük heveslerle başlamıştım ama ne yazık ki kitap, tam anlamıyla benim beklentimi karşılayamadı. Genellikle herkesin alıp okuduğu ve belki de çoğunun dayanamayıp yarım bıraktığı, kitabın sonuna kadar okuyanların ise durmadan paylaşımlar yaptığı bu kitabı beklentilerimin üzerinde tutan şey sanırım sürü psikolojisine kurban gitmemden dolayı kaynaklanıyordu. Herkesin beğendiğini beğenirim diye düşündüm. Gel gelelim, bayıla bayıla okuyup beğendim mi? Evet, beğendim ama sadece basit bir beğenmeydi bu, bayılarak beğenmek gibi öyle abartılacak türden değildi. Mektupların tek taraflı olması olaya dahil olmamı çok zorlaştırdı. Ama yine de yarım iş olmasın diye sonuna kadar dayanarak kitabı bitirebildim. Altı çizili cümlem çok fazla vardı, bunun en büyük nedeni Kafka’nın, cümlelerini güzel ve anlamlı kurması ve cümlelerin bu yüzden bende altını çizme gereği uyandırmasıydı. Zaten olay kitabından ziyade fikir kitabı olduğu için, insan altı çizilecek çok fazla cümleye denk geliyor ve doğal olarak olay olmadığı için de insan sıkılıp kitaba devam etmek istemiyor. Kafka ilk başlarda ticari amaçla mektuplaştığı Milena’ya daha sonradan aşık oluyor. Üstelik kadının evli olmasını bilmesine rağmen. Milena da fikrimce Kafka’ya boş değildi çünkü Kafka’nın mektuplarından anladığım kadarıyla bu konuda ona çok fazla açık kapı bırakıyordu. Ona bir gün net olsa bile başka bir gün netliğini unuttu ve Kafka’nın hayallerine net bir şekilde red cevabı vermedi. Bazen de evli olduğunun bilincine varıp Kafka’ya da bunu hatırlatma gereği duyuyordu. Ama ne kadar hatırlatsa hatırlatsın, Kafka’nın mektuplarında hayallerinden bahsetmesi ve üstelik o hayallerini Milena’yı dahil etmesine sessiz kalıyor ve bu hayallere net bir şekilde olumsuz yanıt vermiyordu. Kafka’ya umut bırakıyordu, unut demek
Edebiyat
Milena'ya MektuplarFranz Kafka · İndigo Yayınları · 201865,9bin okunma
10/10
·398 syf.··
2022 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2022 10:55
Aşk ve Gurur... Uzun zamandır heveslendiğim ama ne hikmetse genelde yarıda bıraktığım bir kitap olmuştur kendisi. Belki isim çokluğundan belki de kitabın içindeki olaylara tam dahil olamadığımdan dolayı kitap yarım kalmıştı ama her bitirme girişimimde başarısız olup bitiremediğim bu kitabı sonunda bitirebildim. Öncelikle eserde çok fazla isim çokluğu var ve bu da dolayısıyla insan aklını pek fazla karıştırıyor. Nihayetinde kitaba tam dahil olucakken “Bu karakter hangisiydi ya?” sorusu, insanın zihnini meşgul ederek kitabın sürükleyiciliğine adeta bariyer oluyor ve akışı kaçırıp adeta duvara tosluyorsunuz. Kitap, Bayan Bennet ve Bay Bennet’e komşu olan köşkün zengin bir bey tarafından kiralanmasının diyalogları ile başlıyor. Bayan Bennet, kızlarının mutluluğu için onların zengin birisi ile evlenmesini isteyen bir tip ve bu yüzden kızlarından birini köşkü kiralayan beyefendi ile baş göz etme derdinde. Zihninde bu yüzden eşinin onu ziyarete gitmesi ve ziyarete gitme bahanesi ile kendi evlerine davet ettirip kızlarını göstermesi düşüncesi hakim. Gel gelelim köşkü kiralayan beyefendiye. Buradaki karakterimiz kitapta Bay Bingley olarak geçiyor. Bay Bingley, oldukça hoşgörülü, güzel huylu ve cana yakın birisi. Bu durum Bayan Bennet’i daha da heveslendirip mutlu ediyor. Ziyaretler gerçekleşiyor ve bir gün balo verilme kararı alınıyor. Baloda Bay Bingley, yanında kız kardeşlerini ve yakın dostu Bay Darcy’i de getiriyor. Herkes ilk başta Darcy’i çok beğeniyor ve övüyor ama çok kısa bir zaman dilimi içerisinde anlıyorlar ki bu adam kibrin ve gururun vücut bulmuş hali. Bennet’lerin ikinci büyük kızı olan Elizabeth, baloda Darcy’in sınıfsal farklılıklar gibi konulardan kabaca konuştuğunu işitiyor ve ona karşı büyük bir önyargı duygusunun kendisini esir almasına izin veriyor.
Edebiyat
Aşk ve GururJane Austen · Olympia Yayınları · 201698bin okunma
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
10/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2022 1. kitabı
Bana aşkı gerçek anlamda hissettiren bir kitaptı. İnce bir kitap olmasına rağmen her sayfada aşk adına derin ve düşündürücü cümleler kurulmuştu ve bazı cümleler beni içinde bulunduğum andan çekip boşluğa bırakmıştı. O boşlukta düşündüm. Aşk bu kadar kuvvetli bir duygu muydu da adı bilinmeyen kadın, bilinen adam için bu kadar acıya göğüs gererken hala sevdiği adamı düşünüyordu? Tek taraflı ama her iki tarafa da fazlasıyla yetecek bir aşka ev sahipliği yapan bilinmeyen aşık, kalbi tarafından yeterince bilinen sevdiği adam onu tanısın diye hep küçük bir umuda gebeydi. Çocukken, genç kızken ve sevdiği adamın haberi olmayan evladına annelik yaparken bile hep bir umudu vardı. Sevdiği adam tarafından hatırlanmak, onun için duygularına karşılık verilmesinden çok daha önemliydi. Şimdi anlıyorum ki hatırlanmak kelimesinin onun için bu kadar önemli olmasının nedeni: Sevdiği adamda unutulmayacak bir iz bırakma düşüncesinden kaynaklanıyordu. Her açıdan sevdiği adamı düşünüyor, onun için kendi acılarını görmezden geliyordu. Onu gözünde çok kutsamıştı ve zihninde asla ama asla başka bir aşka yelken açma düşüncesi oluşmuyordu. Eylemleri, çocuğu için yaptıkları bunun aksi gibi gözükse de kalbine hep sadık kaldı ve sadece kalbinde tek bir adamı yaşattı. Ölümünün bile onu üzmeyeceği düşüncesine sarılıp mutlu olan bir kadındı. Böyle şeylere bile onun açısından bakan ve aşkı sonuna kadar içinde yaşatan bir duyguyu daha iyi nasıl anlatabilirim bilmiyorum. Bundan sonrası spoi olabilir:) Öyle bir sevmişti ki, adamın doğum gününü bayram günü bellemiş ve isimsiz bir şekilde beyaz gül göndermeyi kendine görev bilmişti. Beyaz gülün mantığı da sevdiği adamın ilk geceden, ilk yakınlaşmadan sonra mavi vazosundan verdiği dört adet beyaz gülden geliyordu. Belki de hayatı boyunca aldığı en anlamlı
1000Kitap
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,8bin okunma