Gül bahçesinde yatıp uyuyan kişi, bir an evvel uyanmayı ister. Fakat zindanda uyumuş olan, ebediyen uyumaktan yanadır, çünkü uyanırsa yeniden zindana düşmüş olacağını bilir.
Cennetin en güzel tasvirleri bile cennetin yanına yaklaşmaktan uzak değiller midir? O halde, kainatta görülen bütün güzelliklerin, 'Mutlak Güzel'den bir iz taşıdıkları için güzel olduğunu söyleyen kişi haksız sayılabilir mi?
Aşkın gözü sevgiliden başkası üzerinde eğleşip durmak istemez. Mıknatıs, çekim gücünü göz ile sevgili arasındaki ilişkiden almıştır. Dil bilgisinde sıfatın isme uyduğu gibi, göz de sevgiliye uyar, onda eriyip sonsuzluğa karışır.
Aşk yalnızca bir bakıştır; gerisi vesairedir... O ilk bakıştan sonra aşık durmadan sevgiliyi seyretme, onu görme arzusu duyar. Çünkü göz ruha açılan büyük penceredir. Gönlün sırlarını keşfe çalışır ve en gizli düşünceleri bile açığa vurur.
Konusu, anlatım tarzı, dili, kurgusu, her şeyiyle harika bir kitap. Kitabı çok sevdim ve okurken şaşkınlık, mutluluk, üzüntü hepsini yaşadım. İki kardeşin hikayesi ancak bilindik hikayelerin hiçbirine benzemiyor. Bir kardeşin hayatına tanıklık edip, diğer kardeşi de onun sayesinde okuyoruz ama hiçbir şey anlatılan gibi çıkmıyor. Çok farklı ve çok güzel bir kitap.