Umut , modern çağın en az konuşulan ama en çok ihtiyaç duyulan nörotransmitteridir.
Evet , umut bir duygu değildir, bir nörobiyolojik süreçtir. Yani insan umut ettiğinde sadece iyi hissetmez , beyninde yeni bir yönlendirme sistemi aktive olur
Pozitif düşünce , acıyı inkâr etmek değildir , acının içinden anlam çıkarmaktır.
Pozitif düşünmek , "Her şey güzel olacak " demek değil , "Her şey kötü giderken bile ben iyi kalmayı seçebilirim" diyebilmektir.
Pozitif düşünmek, bir " iyimserlik illüzyonu " değil beynin prefrontal korteks yönetiminde limbik sistem üzerindeki fren mekanizmasını aktif tutabilme becerisidir. Olumlu düşünmek kortizol düzeyini düşürür, serotonin ve depomin dengesini optimize eder. Yani düşünce bir kimyaya, kimya bir duyguya, duygu bir davranışa dönüşür.
Sosyal medya algoritmaları; olumsuzluk yanlılığı (negativity bias ) nedeniyle daha çok stres , kıyas ve tatminsizlik üretmektedir. Bu nedenle pozitif düşünce ve duygu birlikteliği artık bir "kişisel gelişim tercihi" değil , bir zihinsel hijyen meselesidir.