Sevim Kum

Sevim Kum
@Sevim4717
ALLAH vermek istemeseydi İstemeyi nasip etmezdi.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Minnet duygusu feci bir şey Ziya Bey, onun insanda nasıl bir tahribata yol açtığını bana kalırsa ancak yaşayan bilir. Aslın­da sadece tahribata yol açmakla kalmıyor, insanı eksilte ek­silte gönüllü bir köleye de dönüştürüyor bu duygu.
Sayfa 44·Kitabı okuyor
Sevim Kum
Demi yaa...insan bazı duyguları okuyunca değil, yasayınca anlıyor. Minnetin içten içe nasıl tükettiğini bilenlerdenim.
Karenin'den Levin'e
10/10
·1062 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2026 18:07
Anna Karenina’yı bitirdiğimden beri kafamın içinde garip bir yankı var. Sanki yüzyılı aşkın süre önce yazılmış bir romanı okumadım da, kendi içimde uzun süredir kaçtığım, yüzleşmeye cesaret edemediğim o sessiz odalara girdim. Tolstoy, sayfalarca akıp giden o devasa kurgunun içinde aslında hepimizin bir yerlerde sakladığı o görünmez korkuları, o mükemmel olma çabasını yüzüme vurdu. Kitap boyunca kendimi iki ayrı adamın arasında, sanki iki farklı zaman diliminde sıkışmış gibi hissettim. Bir yanda Karenin duruyordu... Hayatı sadece kurallara, toplumsal beklentilere ve dışarıdan nasıl göründüğüne göre yaşayan o adam. Onun o buz gibi duvarlarına, duygularını bir zırh gibi gizlemesine bakarken kendi geçmişimdeki o "iki kişilik siper" günlerini gördüm. Hata yapmaktan o kadar korkmuşuz ki, hayatın o kaotik ama canlı olan tarafına geçmemek için kendimize yapay, güvenli köprüler inşa etmişiz. Kitapta bahsedilen, o köprünün altındaki girdabın aslında gerçek hayat olduğunu anladığım o an, nefesimi kesti. O güvende hissettiren eylemsizliğin aslında nasıl bir mezar olduğunu çok net anladım. Diğer yanda ise Levin var. Buz pistindeki o meşhur sahnede etrafındaki herkesi kusursuz, kaygısız ve mutlu sanan; sadece kendini dışarıda, eksik ve yalnız hisseden Levin. O durum bana o kadar tanıdık ki... İnsan bazen sırf kendi içindeki o kusurluluk inancı yüzünden bütün dünyayı erişilmez bir vitrin gibi görüyor. Bir kelimeyi söylerken bin kere düşünmek, başkalarının en ufak bir soğukluğunu veya sessizliğini dünyanın sonu gibi kişiselleştirmek... Levin’in zihnindeki o bitmek bilmeyen analiz motoru, benim yıllarca kendi içimde susturmaya çalıştığım o yorucu sesin tam olarak aynısıydı. Bu kitap bana bir şeyleri sürekli onarmaya çalışmanın ya da kusursuz, risksiz bir anı beklemenin ne kadar
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,7bin okunma
Sevim Kum
Çok merak ettiklerim arasında en kısa zamanda nasip olsun okumak diyelim.. Ama incelemeniz ayrı bir merak ve istek uyandırdı. Düşüncelerinize sağlık..

Pınar Albayrak

, bir kitap okudu
9/10
·192 syf.·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2026 00:21
·
2026 14. kitabı
Şermin Yaşar
8.4/10 · 8,6bin okunma
Sevim Kum
Tahlilini beraber yaparız diye öne aldım bunu😅 yoksa tarihi hoşkaçal lokantası vardi sirada🤗
İçimizdeki O Sessiz Pencere
9/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
Algernon’a Çiçekler bitti ama o yumru gitmiyor, öylece asılı kaldı içimde. Bazı sayfalarda nefesimin daraldığını hissettim; sanki raporları yazan Charlie değil de doğrudan benim zihnimmiş gibi. En çok da o ameliyattan önceki hali dokundu bana. O saf, tertemiz umudu... "Akıllı olursam beni severler" diye kendini kandırması... O hali beni doğrudan kendi çocukluğuma, o hiçbir şeyi sorgulamadığım dönemlerime fırlattı. Annemin her dediğinin tartışılamaz bir doğru olduğunu sandığım, "o biliyorsa vardır bir hikmeti" deyip kendimi bıraktığım o zamanlar. Bir gün, yine böyle bir çocukluk anımda, tamamen ona güvenerek üzerime ne verdiyse giyip kalabalığın içine karıştığımı hatırlıyorum. Benim için "tamam" olan o görüntünün, aslında dışarıdan ne kadar eğreti ve tuhaf durduğunu anladığım o an... Herkesin bakışlarındaki o ifadeyi gördüğümde hissettiğim o sızıntı... Charlie’nin insanların neden güldüğünü anlamadığı ama bir şeylerin yanlış olduğunu sezdiği o anlar, benim o çocukluk kilitlenmemle aynı tonda. Zekası arttıkça Charlie’nin yalnızlaşması, etrafındakileri sığ bulup o kibirli kalkanın arkasına saklanması da hiç yabancı gelmedi. İtiraf etmesi zor ama bazen benim de kafamın içindeki o durmak bilmeyen analiz motoru öyle bir hızlanıyor ki, sanki kimseyle bağ kuramıyormuşum gibi bir ıssızlığa hapsediyor beni. Ama Charlie’de şunu gördüm; zeka tek başına bir işe yaramıyor. Duygularla tanışmak, o karmaşanın içinde devrilmeden ayakta kalabilmek asıl meseleymiş. O devasa IQ bile o duygusal kargaşadan çıkmaya yetmedi, sistem kapandı resmen. Ben de şimdi o duygularla yeni yeni el sıkışıyorum; bazen "geç mi kaldım" dilerken buluyorum kendimi ama sonra Charlie’nin en azından o yolu yürüdüğünü görüp susuyorum. Kitabın sonuna ise gerçekten kızdım. Charlie’yi tutup başladığı o karanlığa
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202537bin okunma
Sevim Kum
O kadar güzel özetlemişsiniz ki... ben bide bunu özel bir çoçuk annesi olarak okudum duygular tarif edilecek gibi değil..