Kriz, liderlerin ağladığı, bağırdığı, hakaret ettiği ve bütün travmalarının su yüzüne çıktığı, ancak ücretini halkın ödediği bir psikoterapi seansına dönüşür.
Ülkemizin en değerli en kıymetli yazarlarından biri olan Sabahattin Ali'nin katledilmesi. Devletimizin tıpkı 132 yıl önce olduğu gibi aydınlarına sahip çıkmaması, onlara hayatı yaşamı zindan etmesi üzerine yazılan bir kitap aslında. Bunu sadece Sabahattin Ali'nin üzerinden yapılanlar olarak görüyoruz. Oysa devlet eliyle, faili meçhul kayıplar, cinayetler vardı. hep vardı, tıpkı GÜLİSTAN DOKU arkadaşımızın devlet eliyle kaybedilmesi, bir annenin kalbinin evlat hasretiyle hep yanması.. Aslında daha nice ne GÜLİSTANLAR ne SABAHATTİNLER gitti sadece haberimiz yok. Çünkü, kendimizi hayata kaptırdık o kadar bencil olduk ki farkında değiliz ne yazık ki..
Umarım bir gün geç olmadan farkına varırız.
Yanlışlarından arınmayı, çağdaş uygarlık düzeyini yakalamayı hedefleyen ülkeler için, Sabahattin Ali gibi evlatlara sahip olmak kuşkusuz çok önemli ve değerlidir.
Ülkemiz, maalesef, bu medeniyet düzeyini yakalamaya henüz niyetli değil..
Sabahattin Ali'nin öldürülmesinin üzerinden geçen bunca süre içerisinde, Türkiye'yi yönetenler, Sabahattin Aliye davranıldığı gibi davranmamayı seçip, ülkemizin rotasını medeniyete çevirebilirlerdi.
ÇEVİRMEDİLER !
Tersine, istisnasız bütün siyasi iktidarlar, bilafasıla, aynı hatayı sürdürmeyi seçtiler.
Bu günde durum farklı değil !
Havasından mıdır suyundan mıdır bilinmez, üzerinde yaşadığımız topraklar, tıpkı 132 yıl öncesin de olduğu gibi , Sabahattin Ali'nin döneminde de, bu günde aklın peşinden koşan evlatlarını yok etmeyi sürdürüyor.
Ne yazık ki !
Esasen, Sabahattin Ali'nin işkencede yok edilmesi ile istihbarata çalışan bir eleman tarafından kafasına bir odunla vurularak öldürülmesi arasında bir fark yok. Önemli olan, iyi yetişmiş beyinlerin, en verimli çağlarında, siyasi iktidarlar tarafından hayatından bezdirilmesi, ülkelerinden kaçacak noktaya getirilmesi.
Sabahattin Ali hapis köşelerinde süründürülmemiş, lafını söylemeye devam edebilmiş olsa "ANKARA" ismini vereceği kitabını yazacak, devletin ve bürokrasinin derinlerde ne tür hatalar yapıldığını,örnekleriyle, bundan altmış sekiz yıl önce anlatacaktı.
OLMASINA İZİN VERİLMEDİ !