Sizin ruhunuzu görmek, tanımak istedim. Bu ruh, katiyen bir insan ruhu değildi. Sizde din, duygu, ahlak, fazilet, üzüntüi kabiliyeti yoktu.. Bu bir domuz rul idi. Yalnız şehveti, hayvanlığı takdir ediyordu. Insanlık şekliniz bu karanlık ruha ikinci bir karanlık daha ilave etmiști: Bu da bencilli, menfaatperestlikti. Bana olan aşını düşkünlüğünüze dikkat ettim.
Gözlemledim, inceledim, araştırdım. Bunun da katiyen aşk dolmadığını anladım. Eğiliminiz sırf şehvetten bana özellikle sahip olmak gururundan ortaya çıkmış bir zevkten ibaretti. Hareketleriniz konuşmalarınız, düşünceleriniz, kısaca her şeyiniz ahlaksızlıktı.
Ben bunların hepsine tahammül edecek, sizi düzeltmeye çalışacak,
'Talihim! Talihim!" diye teselli bulacaktım. Fakat o gece... O gece ki kötülükler üstünde ahlaksızlığınız….
Büyüyen ve yoğunlaşan bir gölgenin ta en diplerden üzerine doğru yürüdüğünü hissediyordu; belki bir saat, belki bir hafta, belki de bir ay meselesiydi; ama ölüm söz konusu olduğunda haftalar ve aylar bile pek küçük birimlerdi. Demek ki yaşam bir tür şakaydı…