Ali'nin hayatı üç bölüme ayrılmaktadır: Yirmi üç yıl öğretici için cihat, yirmi beş yıl vahdet için tahammül ve sabır, beş yıl Adalet için devrim. Bunlar Hz Ali'nin hayatının temel boyutlarıdır.
O, İslam'ın korunması için ağzını bile açmamıştı kendi tabiriyle; "Gözümde diken, boğazımda kemik vardı". İslam ayakta kalabilsin diye 25 yıl suskun kaldı. Tıpkı annesi ile annesi olduğunu iddia eden mütecaviz bir kadın arasında kalmış çocuğun haline benzer bir durum söz konusuydu
Abdurrahman bin Avf başkanlığında lakayt bir şura kurulmuştu. Ne olduğu belliydi. Ali'nin ve ailesinin tüm varlığı ve kaderi sadece bir kelimeye, Evet'e bağlıydı. Abdurrahman elini Ali'nin eli üstüne koyuyor ve diyor ki: "Allah'ın kitabına ve şeyheynin sünnetine göre hareket etmen şartıyla, ben Allah'ın resulünün halifesi olarak sana biat edeceğim."
Ali'nin cevabı ne kadar hassas, ne kadar kesin ve ne kadar pak ve mütevazı idi. O diyor ki: "Kitap ve peygamberin sünnetine gücüm yettiğince evet; ancak şeyheynin sünnetine hayır benim kendime özgü bir üslubum var."
Âdem sadece Âdem değildi.
Bütün insanlığın temsili onda gizli. Ezel bezminin tek sorusuna o uğultulu cevabı verenlerin, kıyamete değin dünya üzerinden gelip de geçeceklerin hepsiydi. Âdem hepsini arkasına almış, muazzam bir insanlık ümmetinin önünde tek imam, tek müezzindi.