Neden okuyoruz, cidden farkında mıyız?
Okuduğumuz kitap sayısı gerçekten önemli mi?
Okunmuş kitap sayısı kaç olmalı ki tatmin olalım? Daha bilgili olduğumuzu mu gösteriyor kitap sayısı, yoksa sadece egomuzu mu besliyoruz? Sonu olmayan bir yolu gitmek kişiyi yıpratmaz mı?
Peki biz okuyarak nereye gitmeyi hedefliyoruz? Okuyoruz ama neden bir çıktı, bir eser üretmeksizin sürekli tüketiyoruz?
Ayıpladığımız sosyal platform kullanıcıları kısa videolarla amaçsızca zamanlarını tüketirken, biz okuyarak zamanımızı tüketiyor olabilir miyiz? Birbiri ardına raflarımızı kitaplarla doldurup küçük notlarla içlerini süslüyoruz; peki kaçımız geriye dönüp aldığımız notları okuyoruz?
Bir iki kitap okunabilirken raflar doldukça, alınan notların oranı arttıkça, hepsini tekrar okuyabilecek miyiz? Ya da gerçekten okuyor muyuz?
Alınıp tekrar bakılmayan notların değeri nedir?
Değerliyse neden bir köşede, hiç bakılmaksızın çöp misali amaçsızca kitapların içini süslüyorlar? Kitaplar, sizin notlarınız olmadan kendi başlarına yeterince görkemli değil mi? Yoksa sizin notlarınız mı eserin eksik yanlarını tamamlıyor?
Kullanılmayan bir not için “bilginin zamanı gelince kullanılacağı” düşünülür. Peki ya o bilginin orada olduğunu unutursak? Daha dünkü aktivitelerimizi hatırlayamazken, okunan onca kitabın içindeki notu hatırlayabilecek miyiz?
İlerlediğimizi sanırken yerimizde mi sayıyoruz?
İçselleştirmediğimiz veya tam olarak sindiremediğimiz bir bilgi neye yarar ki? Her kitap bir sorunu ve kendi çerçevesinde bir çözümü sunar; ya da bir olay örgüsü bir erdemi yükseltir ya da alçaltır. Biz bunlardan ne çıkarıyoruz?
Yazarların fikirlerini topluma mı yayıyoruz, yoksa kendi fikrimizi oluşturarak algımızı farklı bir çerçeveden mi geliştiriyoruz?
Hepimiz Gelişmek, büyümek, en iyi formumuza gelmek için bir
Kimisi de işi yapmanın yöntemini öğrenmemenin bedelini,sonuçsuz çabalar arasında dolaşmakla öder.
•Binlerce insan yüzlerce kitabı belli bir hedefe, amaca yönelmeksizin okur. Bir kültür yığınağı birikir ve umulduğu ölçüde işe yaramaz •