Yönetimi kendi eline almış, ülkenin bağımsızlığını sürdürecek tek gücün, ulusun egemenliği olduğunu anlamış ve bunu bizzat yaşamış bir halk var.Bunu devam ettirecek , bu ülkeyi yönetecek, ileriye götürecek nesiller yetiştirmek gerekiyordu. Cumhuriyeti, değerlerini halka benimsetmek gerekiyordu. Bunun en temel ve etkili yolu, toplumsal değişim ve dönüşümü başlatacak en önemli araç, eğitim idi. Ancak meslek bilgisi olmayan, ilköğrenimi görmeyen, din hocalarının öğretmenlik yaptığı yerdi okullar.10.102 öğretmenden sadece 2734 ü meslek öğrenimini görmüştü. Padişahlık sisteminin okullarından Cumhuriyet değerlerine sahip okullara evrilmesi bir gereklilikti. Bu yüzden eğitimde yeniliğe gidilmesi şarttı. Yeni nesli, Cumhuriyetin değerleriyle donatmak gerekiyordu, öğretmenleri de Cumhuriyetin değerlerini aktaracak şekilde yetiştirmek gerekiyordu.. Peki devrimler kentlerde hayat bulabilirken köye ulaşamıyordu, köye nasıl ulaşılacaktı? Köylerde Misak-ı Milli sınırlarımızdı, köylerde yönetime ortaktı .Bu devrimlerin köylerde benimsenmesi köylünün de ekonomik,kültürel,sosyal ,düşünce anlamında gelişmesi şarttı .Devrimleri köye yayacak nitelikli kişiler yetiştirilmeliydi bu yüzden. Köyde klasik eğitim, sadece okuma-yazma öğretimi gibi bir anlayışın etkili olması beklenemezdi. Köyün unsurları başkaydı.Köy enstütüleriyle köyü kendi unsurlarıyla( tarımıyla, hayvancılığıyla, teknik işlerle) içten canlandırmak, köye kök salmak, köylü elitler yetiştirmek hedefti. Köye özgü bir sistem oluşturulmalıydı. Öğrenilen bilginin köyde işlerlik kazanması gerekirdi .Öğrendiğini köy yaşamında kullanabilen, köye aktarabilen insanlar yetiştirilmeliydi. Kendi giysilerimizi kendimiz üreteceğimiz, kendi yiyeceğimizi tarımla kendimiz karşılayacağımız bir eğitim planlanıyordu. Üretime yönelik bir