Dağ Çiçeklerim

9,2/10  (5 Oy) · 
9 okunma  · 
3 beğeni  · 
381 gösterim
"Ey Mastarların, Hazarların, Gölcüklerin, Muratların ülkesi Elazığ, ey bağlarında tat, dağlarında buzlu sular kaynayan yeşil Uluovaların evlatları, ey Tunceli ve Bingöl'ün göklerle yarışan çetin dağları, boynunu binbir haşeratın kemirdiği boynu bükük ormanları, ey dar zümrüt vadilerin çileli yiğit çobanları ve mert insanları...
Ey saadetinize sevinç, dertlerinize gözyaşı kattığım vefalı kızlarım, biçare bacılarım!...

Uğrunuza serdiğim 20 senenin kahırları, dertleri, cefaları ananızın ak sütü gibi helal olsun!

Kalbimde sizin için burcu burcu tüten saadet ve bereket dilekleri köyünüze, kömünüze rahmet gibi yağsın ve mesut olun..."

Bu kitabı eklemek için sitede ararken çok fazla okunan bir kitap olduğunu sandım,kitabı bulup sayfasına gittiğimde baktım ki hepi topu 4-5 kişi okunmuş. Bildiğim kadarıyla Eğitim Fakültelerinde Sıdıka Hanım’ın ismi geçmekte ve örnek bir öğretmen prototipi olarak lanse edilmekte ama aramızda o kadar Eğitim Fakültesi mezunu olmasına rağmen bu öğretmen hanımın hayatını okuyan pek bir kimse yokmuş.
Elazığ’da askerlik yaparken tesadüfen sahafta görüp aldığım bir kitap,zaten Sıdıka Hanım ağırlıklı olalak Elazığ –Dersim bölgesinde çalışmış. Sıdıka Hanım’ın çocukların okuması özellikle de kız çocukların okutulması için o dönem şartlar altında verdiği “olağanüstü” çabanın dökümü.
Kitabı okuduğunuzda çabaya hayran kalmamak elde değil, bürokrasiye,yokluğa,ailere karşı verdiği mücadele ve çocukların eğitimlerine,beslenmelerine,ders kaynaklarına ulaşmadaki fedakarlıkları takdire şayan.
Bunları bir yana koyarsak,bu anılarda hep bir şey eksik…Anıların yazarken kullandığı uslup, dil çok aşağılayıcı. Şunu hissediyorsunuz, Barbarların arasına girmiş ve onlara medeniyeti öğretme,onlara rağmen hem de, derdine düşmüş gibi. Karşısında hiçbir şekilde hiçbir şeyden nasibini almamış bir güruh ve kendisinin İsa Mesihmiş gibi bir tavır var kitapta. Evet,belki de bir Misyoner. Zaten her eğitimci de bir misyoner değil mi?